İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11499/45996

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 24
  • Article
    Urban Sprawl in Thrace: Case of Corlu
    (Kare Publ, 2024) Siyavus, Ahmet Emrah; Belge, Rauf
    Urban sprawl is usually expressed as a process of suburbanization with insufficient and low density on the city's fringes. This process takes different forms and characters. It is characterized by low-density, linear, dispersed, and leapfrogging spatial development on the city's outskirts. Urban sprawl develops in the city as the population grows, income increases and commuting costs decrease. Especially after the widespread use of motorized vehicles, the sprawl process accelerated as city dwellers settled outside the settlement. As a result, land and forests previously used for agricultural activities have been transformed into urban areas. This study focuses on the causes and spatial consequences of sprawl in & Ccedil;orlu, which experienced such a transformation. The historical development and current status of sprawl in the city are presented, and for this purpose, a literature review, aerial photographs, orthophotos, satellite images, topography maps, land use capability, and the CORINE database are used. These data were analyzed with ArcGIS and TerrSet programs to identify areas of urban sprawl. As a result of the investigations, it was understood that urban sprawl in & Ccedil;orlu has developed due to industrialization and low-density settlements shaped by transportation routes, and fertile agricultural lands are gradually turning into urban areas.
  • Research Project
    Çok-bitli frekans-kodlu çipsiz rfid etiket tasarımı
    (2022) Karpuz, Ceyhun; Şahin, Kürşat Oğuzhan; Türkeli, Alper; Doğan, Engin; Büyüktuna, Mert; Ayas, Gizem; Görür, Ali Kürşad
    Bu projede çipsiz RFID etiketlerde kullanılabilecek yeni rezonatör modelleri ve yeni çipsiz RFID etiket tasarım yaklaşımları ele alınmaktadır. Bu kapsamda açık devre sonlandırmalı saplamalara sahip yeni üç modlu rezonatör konfigürasyonları ortaya konmaktadır. Tasarlanan rezonatörlerin iki kapılı bir devrede kapıları birbirine bağlayan iletim hattına kuplajlanması suretiyle rezonans frekansları üretilmektedir. Bu rezonans frekanslarının herbirinin ayrı ayrı kontrolü sayesinde rezonatöre ait rezonans frekanslarının mevcudiyetine bağlı olarak tek rezonatörden 5, 7 ve 8 frekans kodu üretilmektedir. Böylece, 2, 3 veya 4 frekans kodu üretebilen bir veya iki rezonans frekansına sahip rezonatörlere kıyasla önemli oranda bit ve frekans kodu artışı sağlanabilmektedir. N adet rezonatörün giriş ve çıkış kapılarını birbirine bağlayan iletim hattına uygun biçimde kuplajlanmasıyla 5N, 7N ve 8N farklı kod üretilebilmektedir. Proje kapsamında 5 frekans kodlu 8 rezonatöre sahip, 7 frekans kodlu 4 rezonatöre sahip ve 8 frekans kodlu 5 rezonatöre sahip çoklu rezonatör devreleri simüle edilmektedir. Ayrıca 5 ve 8 frekans kodlu çoklu rezonatör devrelerinde giriş ve çıkış kapılarına entegre edilen dikey ve yatay polarizasyona sahip monopol antenlerle çipsiz RFID etiket tasarımları ve imalatları gerçekleştirilmektedir. Bu çipsiz RFID etiketlerin testleri de Ağ Analizörü?ne bağlanan alıcı/verici huni antenlerle gerçekleştirilmekte ve simülasyonlarla iyi bir uyum içerisinde sunulmaktadır. Projedeki bir başka çipsiz RFID etiket tasarımında, açık ve kapalı halka rezonatörler arasında yapılan oldukça basit bir geçiş sayesinde 3 frekans kodunun elde edilebildiği rezonatörler kullanılmaktadır. Diğer yandan, çift rezonans karakteristiği sergileyen eş yönlü ayrık halka rezonatörler ve açık devre sonlu saplamaların birlikte kullanıldığı hibrit bir çipsiz RFID etiket tasarım yaklaşımı da proje kapsamında ele alınmaktadır. Bunlarla birlikte, tasarlanan tüm çipsiz RFID etiketlerde dikey ve yatay polarizasyonda kullanılmak üzere geniş bantlı monopol antenler geliştirilmektedir. İç içe geçmiş elips şekilli radyatörler, dairesel yama radyatörler, toprak düzlemde açılmış yarık yüklemeler proje kapsamında tasarlanan antenlerde ele alınan bazı konfigürasyonlardır. Tasarlanan antenlerin çalışma frekansları ve bant genişlikleri kullanıldıkları etiketlere göre değişmektedir. Projede çipsiz RFID etiket tasarımlarının yanı sıra çeşitli mikroşerit bant geçiren ve bant durduran filtreler de tasarlanmaktadır. Tasarlanan bant geçiren filtrelerde etiketler için önerilen iki, üç ve dört modlu modlu rezonatörler kullanılmaktadır. Bu rezonatörlerin giriş çıkış kapılarına sıkı kuplajlanmaları suretiyle iki adet de kuplaj modu elde edilmekte ve dört, beş ve altı modlu geniş bantlı bant geçiren filtreler ortaya konmaktadır. Bant durduran filtre tasarımında ise kompakt devre boyutlarına sahip üç modlu yüksek reddetme seviyelerine sahip filtre tasarımı literatüre sunulmaktadır. Ayrıca, çok modlu rezonatörlerin bir monopol antene entegrasyonu sayesinde bir de filtre-anten (filten) tasarımı gerçekleştirilmektedir. Proje kapsamında tasarlanan devreler arasından 8 adet çipsiz RFID etiket, 5 adet çoklu rezonatör devresi, 1 adet filten, 4 adet filtre ve birçok monopol geniş bandlı anten imal edilmiş ve testleri gerçekleştirilmiştir. Önerilen yaklaşımlar simülasyonlarla ölçümler arasındaki uyumlu sonuçlara istinaden deneysel olarak doğrulanmıştır.
  • Article
    Çağdaş Saha Türk Şiirinin Kurucu Adı Platon Alekseyeviç Oyunskiy’in Şiirlerinde Kadın
    (2023-08-30) Sağlam, Mehtap Solak
    Modern Saha edebiyatının kurucu isimlerinden biri olan Platon Alekseyeviç Oyunskiy, edebiyatın çok farklı türlerinde -hikâye, tiyatro, destan- ve farklı konularda eserler kaleme almış bir sanatçıdır. Çalışmalarının toplandığı kaynaklara bakıldığında şiirlerin ve manzum olarak kaleme aldığı eserlerinin çoğunlukta olduğu görülür. Şair eserlerinde genellikle Saha kimliği, inanışları ve Saha halkının geleceği konularını ele almıştır. Platon Oyunskiy’in edebiyatın farklı türlerinde verdiği eserlerinde farklı toplumsal temaların, özellikle de kadın temasının önemli bir yer teşkil ettiği görülmektedir. Şairin doğrudan doğruya kadın konulu eserleri ve şiirleri olduğu gibi, hayatında rol oynayan kadınlara ithaf ederek kaleme aldığı şiirleri de bulunmaktadır. Kadınlara ithaf ederek yazdığı ya da kadın temalı şiirlerine bakıldığında ailesindeki kadınlara yazdığı şiirlerin belirgin bir yer tuttuğu görülmektedir. Bu şiirler, Oyunskiy’in annesine, genç yaşta kaybettiği ilk eşine, büyük bir aşk duyduğu ikinci eşine ve büyük kızına yazdığı şiirlerden oluşmaktadır. Bu şiirlerin lirik bir üslupla yazıldığı, şairin duygularının güçlü bir dille anlatıldığı görülmektedir. Şairin annesine yazdığı şiir oldukça farklı niteliktedir, bu şiiri bir hapishane hücresinde yazıya döken şair, şiirinde annesinin mezarı başında olduğunu hayal etmiştir. Konuşma üslubunda kaleme alınan şiirde şair, onu yetiştiren annesi ile konuşmakta, ondan af dilemektedir. Bu yönleriyle şiir bir vasiyet mektubunu andırmaktadır. Şairin genç yaşta kaybettiği ilk eşinin ölümü onu derinden sarsmış ve onun için iki şiir yazmıştır. İlk eşiyle geçen kısa evliliği sonrasında ikinci eşiyle mutlu bir evlilik hayatı yaşamıştır. Şairin bu ikinci evliliğinden üç çocuğu olmuştur. Oyunskiy ikinci eşi için de duygu yüklü ve aşk konulu bir şiir kaleme almıştır. Daha sonrasında kızı tarafından “ideal, sevgi dolu bir aile babası” olarak tanımlanacak olan Oyunskiy büyük kızına olan sevgisini de şiirle anlatmıştır. Aile bireylerine yönelik, duygusal nitelikteki bu şiirlerin dışında şairin, Saha kadınlarının eski düzenden kurtulmasını anlatan bir hikâyesi de mevcuttur. Geleneksel kültür ortamında yetişen Oyunskiy, çocukluğunda dedesinden ve yakınlarındaki destan anlatıcılarından Saha sözlü kültürünün zenginliği olan destanları dinlemiş, hatta küçük yaşlarda usta bir anlatıcı gibi bu destanları icra etmeye başlamıştır. Daha sonraki sanatsal çalışmalarında sözlü kültür ürünlerinin motif ve temalarından da yararlanan Platon Oyunskiy’in Tunalğannaax Ńuurdaax Tuyaarıma Kuo adlı dramatik bir eseri bulunmaktadır. Destan formuna yakın olarak yazılmış eserin şairin hayatında önemli bir rol oynayan Tatyana Dmitreyeva’ya ithaf edildiği bilinmektedir. Bu kadın karakteri ideal Saha kadınını temsil etmektedir. Şairin gerek şiirleri gerekse diğer alanlarda verdiği eserlerinde duygusallığını, sevgisini ifade etmekte sözlü kültürden belirgin bir şekilde yararlanmaktadır. Bu makalede şairin hayatında yer alan kadınlara ithaf ettiği şiirleri ve diğer şiirlerinde yer alan kadın karakterler üzerinde durulacaktır.
  • Article
    Türk Halk Hikâyelerinde Kültürel Bir Anlam Alanı Olarak Adil İnsan Tipi
    (2023-08-30) Şahin, Fatma Zehra
    Yerleşik hayata geçtikten sonraki dönemde ortaya çıkan halk hikâyeleri, toplumsal iç yapılanmaların ve çatışmaların oluşmaya başladığı bir dönemin ürünüdür. Bu dönemde toplumsal düzeni sağlamak ve toplumsal birliği inşa etmek için birçok değerler dizisi oluşur. Bu değerler, sözlü gelenek içinde yüz yüze iletişim bağlamında çeşitli yollarla nesillere aktarılır. Bu sayede toplumsal bütünlük sağlanmaya çalışılır. Sözlü geleneğe ilişkin çeşitli üretimlerde gerek davranış gerek dil yoluyla oluşturulan değerlerden biri de adalettir. Adalet kavramı, toplumsal işleyişin sağlanmasında hayati bir kavram olarak öne çıkar. Bu bağlamda halk hikâyeleri ortaya çıktıkları dönem itibariyle toplumun iç meselelerini anlatan anlatılar olarak bilinmekte ve bireyin birey, toplum, Tanrı, devlet ve çevreyle olan ilişkilerini düzenleyen adalet anlayışını tüm yönleriyle yansıttığı düşünülmektedir. Dolayısıyla adalet ve adaletle ilgili temel kavramlar, sınırlarının toplumsal yaşamla belirlenmesi ve zihinsel kodlamalar halinde ortak belleğe yerleştirilmesi açısından kültür içinde bir anlam alanı yaratır. Hikâye anlatıcıları, icra ortamlarında adalete ilişkin göstergeleri aktararak ve yeniden üreterek kültürel anlam alanının inşasına katkıda bulunurlar. Bu makalenin konusu, halk hikâyeleri içinde yansıtılan adalet anlayışını farklı görünümleri üzerinden tespit etmek ve değerlendirmektir. Halk hikâyelerindeki adalet değerinin eylemleri gerçekleştiren kahramanlar üzerinden yansıması, bu kahramanların bir kalıplaşmaya meyil verip vermediklerini düşündürür. Buna bağlı olarak adil insan diyebileceğimiz bir tipten bahsetmenin mümkün olup olmadığı değerlendirilmesi gereken bir probleme işaret eder. Bu sebeple makalede, kahraman merkezli bir inceleme yapılmıştır. Bu bağlamda kahramanlar olay örgüsündeki adaletli ve adaletsiz olarak nitelendirilebilecek eylemlerine göre olumlu ve olumsuz olarak sınıflandırılmıştır. Olumlu ve olumsuz olarak belirlenen kahramanların ideal olan ile adaletin olmadığı durumlar üzerinden adaleti temsil eden bir tipe işaret ettikleri söylenebilir. Yani kahraman kadrosu, halk hikâyelerindeki adalet-adaletsizlik zıtlığı üzerine inşa edilen adalet anlayışına uygun bir tipoloji algısı sunar. Kahramanların adalet anlayışları üzerinden gizli olarak adil insan imajı yaratılır ve örtük bir tip olarak sunulur. Buradan hareketle okuyucu/dinleyicinin zihninde bir tasarım oluşturmak için örtük olarak sunulan adil insan tipinin yapısı ve özellikleri tespit edilerek incelenmiştir.
  • Article
    Pers İmparatorluğu’nda Hediyeleşme Geleneği ve Akhaimenid İdeoloji
    (2022) Akıncı Öztürk, Esengül; Öztürk, Esengül Akıncı
    Bu makalede, Pers İmparatorluğu’nda hediyeleşme geleneğinin bazı özellikleri ele alınacaktır. Tartışmamızın amacı, hediyelerin Pers İmparatorluğu’nun sosyo-politik yapısındaki yeri ve işlevi- ni açıklığa kavuşturmaktır. Gerek Pers gerekse Eski Yunan kaynaklarında belirtildiği üzere, Pers İmparatorluğu’nda hediye eksenli bir hizmet-ödül sistemine yer verilmiştir. Pers toplumunda hediye- leşme önemli bir ideolojik role sahipti, çünkü hediyeler hem sosyal hiyerarşiyi hem de kralın mutlak statüsünü temsil edip pekiştirmeye hizmet etmekteydi. Kabaca, kraliyet hediyelerinin en temel işlevi, krala sınırsız bir hizmet ve yoğun bir hediye akışını makul gösterip sürekli hâle getirmekti. Krala hedi- yeler sunulması gerektiği, tebaasına hediye vermesini sağladığı fikri üzerinden gerekçelendirilmektey- di. Ancak bu hediye alıp verme pratiğinden yararlanan taraf daima kraldı. Dolayısıyla hediyeleşme, kimi birtakım sosyal yükümlülükleri yerine getirme yolu ve bir politik manevra aracı olarak kralın statüsünü mutlaklaştırıp sağlamlaştırdığı gibi, krala hizmet yarışını da büyük ölçüde artırıyordu. Ayrıca hediye alıp verme pratiği kral ve tebaası arasında sosyal bir ağ kurulmasına zemin hazırlayarak, kralın hem kendi destekçileri hem de özellikle muhalifleri üzerindeki kontrolünü artırarak sürdürmesine de katkı sağlamaktaydı.
  • Article
    Karia Stratonikeia Territorium'undan Bozukbağ Sağlık Evi Kalıntısı ve Buluntuları
    (2023) Durnagölü, Nihal; NİHAL DURNAGÖLÜ SAVAŞ, KARYA
    Muğla İli, Yatağan İlçesi, Turgut Mahallesi sınırları içinde yer alan Bozukbağ mevkisi, Lagina Hekate Kutsal Alanı’nın 1.5 km güneyinde yer almaktadır. Söz konusu bölge Stratonikeia ve Lagina arasında taşra niteliği taşıyan irili ufaklı yerleşim ve mezarlık alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Doğu bölüme doğru doğal tarım teraslarının bulunduğu alanda Prof. Dr. Y. Boysal tarafından 1969 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda İlk Demir Çağı tabakası içinde değerlendirilen bir nekropol planlaması açığa çıkarılmıştır. 2019 yılında Muğla Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan çalışma- larda Geç Geometrik, Geç Klasik ve Roma Dönemlerine ait mezarların bulunduğu alanın çevresinde temel seviyesinde tam planı mevcut olmayan bir yapı kalıntısı bulunmuştur. Bu yapı kalıntısının köşe- sine yakın bir konumda, taban üstü seviyede ele geçen ve yerleşmenin sağlıkla ilişkisini kanıtlayan Asklepios heykelciği, tıp aletleri ve vücut parçalarının tasvirlerini içeren anatomik adaklardan oluşan sunu objeleri sağlık ve inanç ilişkisini gösteren en önemli buluntu grubunu oluşturmakta ve bir kült faaliyetine işaret etmektedir. Aynı mekân içinde tümü tutarlı bir adak grubu olarak bir araya gelen toplam yüze yakın buluntunun iyileşme sonrası duyulan minnetle teşekkür ya da dua etmek adına sunulan birer armağan olduğu düşünülmektedir. MS 2. yüzyılın 2. yarısı - 3. yüzyılın ilk yarısına (MÖ 150-250) tarihlenen Bozukbağ Asklepios heykelciği ayrı bir yayın olarak bilim âlemine tanıtılmıştır. Adak heykelciği olarak küçük boyutlarda üretilen söz konusu tanrı Asklepios sağ eli kalçada, yılanlı asaya yaslanmış hâldedir. İkonografik benzerlerine göre “Eleusis” tipinin yerel bir versiyonuna aittir. Asklepios heykelciği başta olmak üzere figürin parçası ve tıp aletleri yapının en erken tarihli bulun- tularını işaret etmektedir. Yapının uzun bir dönem kullanıldığını gösteren buluntulardan 56 adet bronz sikke ve pişmiş toprak kandiller ise MS 3-6. yüzyıl aralığına tarihlendirilmiştir. Bu çalışmada söz konusu yapı kalıntısı, Asklepios heykelciği ve diğer kontekst buluntularla birlikte değerlendirilmiş ve MS 6. yüzyıla kadar kullanımı devam eden yapının küçük bir klinik ya da bir hekim evi olarak kulla- nılmış olabileceği üzerinde durulmuştur. Eros ‘Aşk' ile Psykhe ‘Ruh’ mitosu, çağlar boyunca anlatısal bir metin olduğundan yüzlerce yıldır mozaik sanatı, heykel sanatı, seramik sanatı, tiyatro, sinema, medya, moda, müzik, popüler kültür gibi pek çok alanda yaşatılmıştır. Arkeolojik veriler ışığında, Eros ve Psykhe çifti tasvirleri, ölümden çok aşkın, birlikte olmanın ve evliliğin birer sembolüdür. Eros ve Psykhe’nin anlatıldığı sanat eserleri tasvirlerinde aşk teması birbirinin aynısı olarak sürekli işlenmiştir. Bu temadaki eserler ortaya konulurken estetik de gözardı edilmemiştir. Özellikle aşkın estetiği ön plandadır. Eros ve Psykhe tasvirlerinde aşkı temsil eden öpücük teması birçok sanat eserinde özellikle vurgulanmıştır. Bu, izleyene aşk ve sevginin yanında bağlılığı da çağrıştırır.
  • Article
    MELİKE GÜNYÜZ’ÜN ‘’NASRETTİN HOCA VE CİMRİ KOMŞUSU’’ ADLI HİKÂYESİNİN ÇOCUK EDEBİYATINI YAPILANDIRAN TEMEL ÖGELER BAĞLAMINDA İNCELENMESİ
    (2022-12-29) Sözen, Yaşar
    Melike Günyüz, Çağdaş Türk Çocuk edebiyatının önde gelen şahsiyetlerinden biridir. Günyüz, bir çocuk yazarı olmasının yanında aynı zamanda bir araştırmacı ve bilim insanıdır. Çocuk edebiyatı kapsamında başta hikâye ve masal gibi edebî türler olmak üzere birçok makale, bildiri ve bilimsel yazı kaleme almıştır. Yazarın çocuklara yönelik kaleme aldığı hikâye ve masallar; Arapça, Fransızca, İngilizce, Farsça, Sırpça, Arnavutça, Almanca, Nepalce, Bulgarca, Moğolca, Korece ve Çince gibi dillere çevrilmiş; Gagavuz ve Azerbaycan Türkçesi gibi Türkçenin diğer lehçelerine de aktarılmıştır. Bu bağlamda Melike Günyüz, çocuklar için yazdığı hikâye ve masallarla sadece Türk Çocuk edebiyatında değil, aynı zamanda Dünya Çocuk edebiyatında da tanınan önemli bir çocuk yazarıdır. Günyüz’ün çocuklara yönelik kaleme aldığı hikâyelerden biri de Nasrettin Hoca ve Cimri Komşusu adlı metindir. Çalışmamızda bir nevi Nasrettin Hoca’nın birkaç fıkrasının birleştirilmesiyle meydana gelen hikâye metni, çocuk edebiyatını yapılandıran temel ögeler bağlamında incelenmiştir. Çocuk edebiyatını yapılandıran temel ögeler; konu, kahramanlar, ileti, dil ve anlatım olmak üzere dört unsurdan meydana gelir. Bu ögeler aynı zamanda çocuğa görelik ilkesinin de temel bileşenleridir. Dolayısıyla çalışmaya konu olan hikâye metni, aynı zamanda çocuğa görelik ilkesine göre de ele alınmış ve incelenmiştir. Çalışmamız esasında üç ana başlıktan meydana gelmektedir. Çalışmanın kavramsal çerçevesinin daha iyi anlaşılması için öncelikle çocuk, çocuk edebiyatı ve çocuğa görelik ilkesi kavramları izah edilmeye ve açıklanmaya çalışılmıştır. Devamında çalışmanın esasını oluşturan Nasrettin Hoca ve Cimri Komşusu adlı hikâye metni verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise hikâye metni, çocuk edebiyatını yapılandıran ögeler açısından incelenmiştir. Sonuç olarak çalışmaya konu olan hikâyenin, çocuk edebiyatını yapılandıran temel ögeler bağlamında çocuğa göre özellikler taşıyan edebî bir ürün olduğu tespit edilmiştir.
  • Article
    İranlı Mültecilerin Toplumsal Uyum Süreci ve Sosyal Sermayenin Etkisi: Denizli Kenti Örneği
    (2022-12-31) Çetin, Merve
    Göç etmeye karar vermiş bireylerin ya da toplumların önceki göçerlerden bilgi alması, irtibata geçmesi, göç süreci ve sonrasında da çeşitli ilişki ağları kurması göçmenlerin yaşayacağı bir takım risklerden kaçınmayı ve maliyetleri azaltmayı sağlar. Her göçmen toplumu gibi İranlı mültecilerin de benzer süreçleri yaşadığı açıktır. İran İslam Cumhuriyeti’nin uyGülamış olduğu politikalardan etkilenen halk göç yolunu tercih etmektedir. Türkiye’nin transit ülke olduğu İran göç hareketinde, Türkiye’nin göç politikaları çerçevesinde belirlenen ve transit mültecilerin yerleştirildiği uydu kentlerden biri de Denizli’dir. Fakat Birleşmiş Milletler’in ve diğer ülkelerin değişen göç politikaları nedeniyle İranlı göçmenler üçüncü ülkelere gidememiş ve Denizli’de arafta kalmışlardır. Öte yandan son dönemde yaşanan göçler Türkiye’ye yerleşme niyetiyle de gerçekleşmektedir. Söz konusu kaotik durum Denizli’de toplumsal uyum süreci yaşamayı, uzun yıllar barınmayı ve kent içerisinde bir alt nüfus oluşturmayı beraberinde getirmiştir. Bu çalışma Denizli’de barınarak heterojen içeriklere sahip bir alt nüfus oluşturan İranlı mültecilerin göç öncesi, göç süreci ve göç sonrası toplumsal uyum süreçlerinde sahip oldukları ve işe koştukları sosyal sermayelerinin ve ilişki ağlarının neler olduğunu ortaya koymayı hedefleyen bir çalışmadır. Bu amaçla nitel araştırma yöntemi kullanılmış, yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, toplamda kartopu örnekleme yoluyla ulaşılan 14 İranlı ile derinlemesine görüşmeler yapılarak veriler toplanmıştır. Çalışma sonucunda; Denizli’ye uzun yıllar önce göç eden İranlılarla son dönemde göç eden İranlıların sahip olduğu sosyal sermaye ve ilişki ağlarındaki farklılıkların varlığı tespit edilmiş ve bu farkların toplumsal uyum sürecini etkilediği ortaya konulmuştur.
  • Article
    Alarmism and State-Society Interplay in the Turkish National Identity: The Case of Belen, Hatay
    (Istanbul Univ, Fac Letters, Dept Sociology, 2023-02-13) Oguz; Alaattin
    The narratives of a collective ethno-historical past form the institutional basis for modern nations and function as a powerful operational component. The mechanisms of these narratives validate the authenticity of a nation's traditions and generate meaning, norms, and values on a larger scale. Adherence to a shared past is a fundamental requirement of being a group, as adopting non-cultural patterns of thought and behavior is ultimately considered a sign of alienation and moral degradation from one's group. For this reason, pre-modern ethnic history and shared memories have become the cornerstone of modern nations. Defining people's efforts to preserve their cultural values and to isolate the degenerate elements (i.e., sharply distinguishing local and foreign) as solely a sign of fear offers an incomplete perspective. Therefore, when the national subjects these days experience a high level of political tension, their Şensitivity to their identity and the privileges given to it increases, and they emphasize social harmony as a flexible justification. The vigilance of Turkish nationalism in daily life and social practices has led to the naturalization of national identity narratives, and this has facilitated the cyclical construction of links with historical references.
  • Article
    Abduction, Inference to the Best Explanation and Epistemic Rationality
    (Beytulhikme Felsefe Cevresi, 2022-01-01) Elmaci; Erdi, Nusret
    The terms abduction and inference to the best explanation are often referred to as the same type of reasoning. However, it has recently been claimed that this was a mistake. While the abductive inference proposed by Peirce is about generating a new idea in the face of unexpected observations, inference to the best explanation is about determining which hypothesis is the most plausible. In this study, the difference between the two types of inference will be shown through epistemic rationality. In terms of epistemic rationality, a strong rela-tionship between evidence and belief is necessary. From this point of view, the evidential support of abductive inference is weak, but it thus has the opportunity to expand beyond its evidence and create hypotheses. Inference to the best ex-planation, cannot be justified without strong evidential support.