PAU GCRIS Premium Database
The scientific memory of Pamukkale University. Publications, projects, and researchers—all in one place. The heart of open science beats here. 'Open Science. Visible Impact.'

Most Viewed Publications
Most Downloaded Publications
Recent Submitted Publications
Absorpsiyon Yöntemi ile Farklı İşletme Koşullarında CO2 Giderim Veriminin İncelenmesi
(2024) Tümer, Betül Kenar; Çukurluoğlu, Sibel
Etkileri küresel boyutta yaşanan iklim değişikliğinin ortaya çıkmasında rol oynayan sera gazlarından olan karbondioksitin azaltılması ve kontrol altına alınması büyük önem taşımaktadır. Tez çalışması kapsamında ters akımlı dolgu yataklı bir absorplayıcı kullanılarak karbondioksit gazı giderim prosesi incelenmiştir. Absorpsiyon sistemine sabit miktarda beslenen karbondioksitin, farklı hava ve sıvı akış hızlarındaki giderim veriminin belirlenebilmesi amacıyla deneyler gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonucunda elde edilen veri kullanılarak absorplama hızları, kütle transfer katsayıları ve absorpsiyon verimleri hesaplanmıştır. Maksimum absorplama hızı, kütle transfer katsayısı ve absorpsiyon verimi, absorpsiyon sisteminin 2,5 m3/saat hava ve 3 L/dak sıvı akış hızında çalıştırılması sonucunda elde edilmiştir. 3,5 m3/saat hava akış hızına karşılık 1 L/dak sıvı akış hızında ise minimum absorplama hızı, kütle transfer katsayısı ve absorpsiyon verimi belirlenmiştir. Minimum ve maksimum absorplama hızları, sırasıyla, 0,44 ve 1,32 gmol/saat olarak gözlemlenmiştir. Kütle transfer katsayıları, 9,79-29,37 kmol/m3.atm.saat aralığındadır. Minimum absorpsiyon verimi %5,07, maksimum absorpsiyon verimi ise %15,28 olarak belirlenmiştir. Absorplama hızları, kütle transfer katsayıları ve absorpsiyon verimlerinin, sıvı akış hızları arttığında artış gösterdiği, hava akış hızları arttığında ise azaldığı görülmüştür. Sistem optimizasyonu yapılırken hava ve sıvı akış hızlarının dikkate alınması gerekmektedir. Karbondioksit giderim çalışmaları, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması yönünde önemli katkılar sağlamaktadır.
Keçecizade İzzet Molla'nın Gülşen-i Aşk Adlı Mesnevisindeki Tasavvufî Temalar
(2024) İbiş, Hatice; Güven, Mustafa Salim
Dîvan edebiyatının son dönem şâirlerinden biri olan Keçecizâde İzzet Molla gerek siyasî gerek edebî gerekse tasavvufî yönleriyle dikkat çeken önemli bir şahsiyettir. Gülşen-i Aşk Keçecizade İzzet Molla'nın Şeyh Gâlib'in Hüsn ü Aşk adlı mesnevisine nazire olarak yazdığı bilinen 305 beyitlik mesnevisidir. Şâirin diğer eserleri üzerinde farklı çalışmalar yapılmış olmasına rağmen Gülşen-i Aşk belki de başarısız bir nazire olarak görüldüğü için geri planda kalmış bir eserdir. İzzet Molla her ne kadar Şeyh Gâlib'ten ilham alarak yazmış olsa da daha önce denenmeyen bir takım teknik ve yöntemleri kullanmasıyla eserini özgün kılmıştır. Gülşen-i Aşk'ı farklı kılan en önemli yönü şâirin kendisini İzzet karakteriyle hikâyenin baş kahramanı olarak sunmasıdır. Eseri tasavvufî yönden önemli kılan unsur ise anlatılan hikâyenin Mevlevîlikteki seyr u sülûk esasına uygun olarak kurulmuş olmasıdır. Tezimizde İzzet Molla'nın Gülşen-i Aşk adlı mesnevisinde kullanılan tasavvufî temalar tespit edilmiş, bu temalar hikâyede kullanıldığı bağlam göz önünde bulundurularak yorumlanmıştır. Birinci bölümde, İzzet Molla'nın hayatı, eserleri, edebî ve tasavvufî yönü üzerinde durulmuştur. Bölüm içinde onun kısa ömründe yaşadığı sıkıntılar, devlet erkânına olan yakınlığı, aldığı görevler, sürgünleri ve edebî yönleri ele alınmıştır. Diğer yandan Hâlet Efendi vesilesiyle dahil olduğu Mevlevî çevreyle beliren tasavvufî tarafı üzerinde de durulmuştur. İkinci bölümde ise Mehmet Kanar tarafından transkribe edilen ve manzum biçimde sadeleştirilen Gülşen-i Aşk metni temel alınarak tasavvufî temalar belirlenmiş, bu temalarla ilgili açıklamalar yapılmış ve İzzet Molla'nın eserindeki bağlamlar çerçevesinde yorumlar yapılmıştır.
I. Justinianus Dönemi'nde Devlet İdaresi
(2024) Kul, Durmuş; Orhun, Murat
Büyük Justinianus olarak bilinen I. Justinianus'un dönemi, Doğu Roma İmparatorluğu tarihinde dikkate incelenmesi gereken bir çağı temsil etmiştir. Birincil kaynakların analizi, tarihsel bağlamların incelenmesi ve akademik tartışmalara katılımı yoluyla bu tez, I. Justinianus ve çağının politik, idari ve dini detaylarına ışık tutmaya çalışarak Doğu Roma İmparatorluğu'nun ve onun kalıcı mirasının daha derinden anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Bu çalışmadaki tarihsel aralık, Doğu Roma'nın önemli tarihsel değişimler ve meydan okumalarının olduğu bir çağa rastlamaktadır. İmparatorluk'ta bölgesel genişlemelerin, kültürel karşılaşmaların, dini-mezhepsel tartışmaların ve entelektüel başarıların damgasını vurduğu bir dönem olan Justinianus Çağı, MS 527'den 565'e kadar süren saltanat dönemini kapsamaktadır. Kaynaklarda, Roma İmparatorluğu'nun ihtişamını geri kazanma, hukuk sistemlerini canlandırma, dini otoriteyi sağlamlaştırma, anıtsal mimari yapılar inşa etme ve entelektüel ilerlemeleri teşvik etme yönündeki iddialı çabalarla karakterize edilen Justinianus Çağı, aynı zamanda dönem tarihçilerinin çalkantılı iddialarını da barındırmaktadır. Bu dönüştürücü çabaların ismini koyan tarihsel merceğin, günümüz tarihçiliğinde ya da dönem tarihçiliğindeki farklılıkları, aynı zamanda Justinianus çağının farklılığını da açığa çıkarmaktadır. Bu çalışmada, Justinianus'un yaklaşık kırk yıl süren saltanatında kapsamlı yasal reformlar yapmak, dinin otoritesini korumak veya sağlamlaştırmak, hayranlık uyandıran mimari yapılar inşa etmek ve entelektüel başarılar geliştirmek için çeşitli sorulara cevap aranmıştır. Bunlar, Doğu Roma İmparatorluğu'nun gücünü pekiştirmek, kontrolünü sürdürmek ve nüfuzunu genişletmek için I. Justinianus tarafından kullanılan siyasi stratejiler nelerdi? Bu stratejileri sürdürülebilir kılmak için kullanılan devlet mekanizmaları nelerdi? I. Justinianus'un yasal reformları, özellikle Corpus Juris Civilis, kendi dönemindeki ve gelecekteki hukuk sistemlerini nasıl şekillendirdi? Justinianus'un idaresindeki dini politikalar ve teolojik tartışmalar nelerdi ve bunlar imparator ile Doğu Roma İmparatorluğu içindeki çeşitli dini gruplar arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirdi? Bahsi geçen politikalar, özellikle Ortodoks Kilisesi, Monofizitler ve Miafizitler gibi alternatif dini gruplar da dahil olmak üzere, Maviler-Yeşiller gibi sosyo-politik gruplar arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirdi? Ayasofya'nın inşası gibi, I. Justinianus'un ön ayak olduğu mimari projeler, dönemin dini, kültürel ve politik ideallerini nasıl yansıtıyordu? Bu ve buna benzer araştırma sorularını ele almak için bu tez, tarihsel analiz, hukuk, dini çalışmalar, mimari inceleme ve entelektüel araştırmayı birleştiren çok ayaklı bir kaynakça ele almıştır. Mevcut çalışmalarda Procopius'un Gizli Tarih'i, Justinianus yasal derlemeleri, dini metinler ve mimari yazıtlar gibi çağdaş anlatımlar da dâhil olmak üzere birincil kaynaklar, dönemi anlamak için temel kanıtlar olarak hizmet etmiştir. Bilimsel çalışmalar, tarihsel analizler ve akademik söylemden oluşan ikincil kaynaklar, I. Justinianus dönemine ilişkin eleştirel görüşler, yorumlara yer vermiştir. Anahtar Kelimeler: Devlet idaresi, I. Justinianus, Doğu Roma İmparatorluğu.
Özbek Türkçesinde Yansıma Sözcükler (Yapı, İşlev ve Anlam Bakımından)
(2025) Şahin, Süveyda; Biray, Nergis
Kullanımı itibari ile Türk dilleri ile sınırlı olmayan yansıma sözcükler, dünyadaki bütün dillerin söz varlığında önemli bir yere sahiptir. Duygu ve düşüncelerin yanı sıra insanın hareketini ve ifade etmek istediği şeyi açık, anlaşılır ve duygusal olarak anlamlı hale getiren bu sözcükler, Türk dilinin içinde yer alan Türk lehçelerinde farklı anlamlarda ve konularda bilimsel araştırmaların konusu olmuştur. Özbek Türkçesinde Yansıma Sözcükler ise Türk dili ve lehçelerinde bugüne kadar kapsamlı olarak ele alınmamıştır. Tabiattaki canlı ve cansız varlıklar dolaylı yoldan veya doğrudan hareketlilik içindedir ve dolayısı ile bazı seslerin ve gürültülerin kaynağı durumundadır. Tabiatın bir parçası olan insan ise bu hareketliliği ve canlılığı gözlemleyerek bunu beş duyu organının yardımıyla sözcüklere dökmeye çalışmıştır. Bu gürültü veya seslerin insanın duyu organlarında yarattığı etkiyi, ana dili kullanarak dilin yapısına yaklaştırma ve bu ses yansımalarına özgü bir sistem oluşturarak tabiattaki sesleri sözcüklere dönüştürmek ve aktarmak; o dilde renkli, canlı ve çarpıcı anlatımlara olanak sağlamaktadır. Yansıma sözcüklerin tespitinde karşımıza tabiatta sürekli devam eden bir hareketlilikten kaynaklanan sesler, canlılara ait gürültüler ve seslenişler en sık karşılaşılanlardır. Suların şırıltı'sı, ateşin çıtırtı'sı, yaprakların hışırtı'sı, gökyüzünün gürleme'si, kuşların cıvıltı'sı, insanın inilti'si gibi birçok yansıma sözcük; canlı veya cansız varlıkların hareketinden ve canlılığından kaynaklanan seslerin insanlar tarafından dilin imkânları dâhilinde adlandırılmaya çalışılmıştır. Böylece insanın o sese en yakın sesi çıkararak onu bir sözcük haline getirmesine ve ifade etmesine katkı sağlamıştır. Özbek Türkçesinde de insanın ingrama'sı 'inleme', kuşların vicir vicir yapması 'cıvıldaması', suyun bikillama'sı 'fokurdaması', ağaçların şatirlama'sı 'hışırdaması' gibi yansımalar en çok tabiattaki canlı veya cansız varlıkların seslerinin taklidi ile yapılmıştır. Yansıma sözcükler, oluşturulurken sesin çıkmasına neden olan hareketin türüne bağlı kalınmış ve bu seslerin çıkmasına neden olan kaynaklara uygun düşen seslerle yapılmıştır. Yansıma seslerin bu şekilde adlandırılmasıyla çağrışım kolaylığı sağlanmıştır. Bu çalışmada Türk lehçelerinin Güney-Doğu Türk lehçeleri içerisinde yer alan ve yazı dili olarak tarihten bugüne süregelen Özbek Türkçesinde kullanılan yansıma sözcükler ele alınacak ve incelenecektir. Çalışmanın amacı Özbek Türkçesinde kullanılan yansımaların tespit edilmesi ile lehçe öğrenmede, lehçeler arası aktarma yaparken, ses ve şekil bilgisi çalışmalarında Türk Diline kolaylık ve katkı sağlamaktır. Yansımaların Türk lehçelerindeki ses ve şekil bilgisi özelliklerinin tespit edilmesi Türkçenin ses düzeni ile ilgili ipuçları da verebilecek bir konudur. Türk lehçeleri arasındaki bu değerlendirmeleri yapabilmek için öncelikle her Türk lehçesinde kullanılan yansıma sözcüklerin tespit edilmesi ve bunların sözlükler şeklinde hazırlanıp incelenmesi, yapı, işlev ve anlam özelliklerinin belirlenmesi gereklidir. Tezimizde Türk lehçelerinin Güney-Doğu Türk lehçeleri içerisinde yer alan ve yazı dili olarak tarihten bugüne süregelen Özbek Türkçesinde kullanılan yansıma sözcükler bu bakış açısıyla ele alınacak ve incelenecektir. Bu çalışmaların yapılması ve tespitlerin toplanması sonrasında daha ileride yapılacak çalışmalarda belki Türk lehçelerinin tasnifi konusunda yansımaların nasıl bir yer kapladığını görmek de mümkün olacaktır. Çalışmanın bitiminde genel olarak dil bilimi açısından özelde ise anlam, yapı şekil bilgisi açısından önemli bir konunun Türk dilinin farklı alanlarındaki kullanımlarının belirlenmesine katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, yansıma sözcükler, tabiat taklidi sözler, yapı, anlam, işlev.
Kabul ve Kararlılık Terapisi'ne Dayalı Psikolojik Esneklik Psikoeğitim Programının Flört Şiddetine Yönelik Tutum ve İlişki Öz-Yeterliğine Etkisi
(2025) Sezer, Betül Orman; Baltacı, Hülya Şahin
Bu çalışmanın amacı romantik ilişkisi devam etmekte olan üniversite öğrencilerinin psikolojik esneklik düzeyleri, ilişki özyeterlik algıları ve flört şiddetine yönelik tutumlarını güçlendirmeye yönelik sekiz oturumluk Kabul ve Kararlılık Terapisi'ne Dayalı Psikolojik Esneklik Psikoeğitim Programı geliştirmek ve ilgili programın etkililiğini test etmektir. Araştırma, karma yöntem desenine dayanarak deneysel aşama ve deney sonrası nitel aşama olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Deneysel süreç deney ve kontrol gruplu ön-test, son-test ve izleme ölçümlü 2x3'lük deneysel desenle gerçekleştirilmiştir. Deney grubunu 15 katılımcı (14 kadın 1 erkek) ve kontrol grubunu 14 katılımcı (12 kadın 2 erkek) oluşturmuştur. Nitel aşamada, eğitimin ve grup yaşantısının değerlendirilmesi için deney grubu katılımcılarıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, Psikolojik Esneklik Ölçeği (PEÖ), Yakın İlişkilerde Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği (YİŞTÖ) ve İlişki Özyeterlik Ölçeği (İÖÖ) ile toplanmış; ek olarak demografik bilgiler için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde parametrik istatistik yöntemlerinden yararlanılarak İlişkili Gruplar T testi ve Tekrarlı Ölçümler için ANOVA kullanılmıştır. Nitel veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Sonuçlar, ACT temelli programın psikolojik esneklik ve ilişki öz-yeterliğini artırdığını, flört şiddetine yönelik tutumları azalttığını ve bu etkilerin üç aylık izleme sürecinde sürdüğünü göstermiştir. Nitel bulgular, katılımcıların program sürecinde psikolojik esneklik kazandıklarını, ilişki özyeterlik algılarının güçlendiğini ve flört şiddetine yönelik kabul edici tutumlarında azalma olduğunu göstererek nicel verileri desteklemektedir.

