Yabancı Diller Yüksekokulu Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11499/46009
Browse
5 results
Search Results
Article Japoncada Yineleme Kategorisi ve Sınıflandırma Problemleri(2022-05-31) Baloğlu, Zeynep GençerBir dilde genellikle anlatımı kuvvetlendirmek ve çokluk yapmak amacıyla işletilen, sözcüğün veya sözcüğü oluşturan biçimbirimlerden, sesbirimlerden en az birinin tekrar edilmesi yoluyla elde edilen yapılara yineleme adı verilmektedir. Birçok dilde var olan bu kategori ana hatlarıyla tam (total reduplication) ve parçalı yineleme (partial reduplication) olmak üzere iki gruba ayrılır. WALS (The World Atlas of Language Structures) Online veri tabanında yer alan Rubino (2005)’nun araştırmalarına göre Japonca sadece tam yineleme kategorisine sahip diller arasında sayılmaktadır. Bu çalışmanın amacı birçok araştırmacının kaynak olarak başvurduğu söz konusu veri tabanı ile Kwon (2017), Sato (2013), Fujimura (2001) ve Shibasaki (2005) gibi araştırmacıların Japoncadaki yineleme türlerini kabulleri arasındaki farklılıkların sebeplerini bulmaya çalışmaktır. Yineleme kategorisi geniş bir alan olduğu için birtakım sınırlamalara gidilmiş, bu doğrultuda yansıma sözcüklerle oluşturulmuş yinelemeler (mimetics), yakın, eş ve zıt anlamlı kelimelerle oluşturulmuş yinelemeler (dvandalar) çalışma kapsamı dışında tutulmuştur. İncelemede Japoncanın “tam yineleme” ve “parçalı yineleme” kategorisinde değerlendirilen yineleme bileşenleri ve sentaktik türleri parantezleme yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular aşağıdaki gibidir:\ra)Yineleme bileşenlerinde ötümlüleşme görülmesi yinelemenin türünün belirlenmesinde araştırmacılar arasında fikir ayrılığına sebep olmaktadır.\rb)Yineleme bileşenlerini oluşturan leksik birimlerde ötümlüleşme görülüyorsa ve son tahlilde yapı sentaktik kategori değişimine uğruyorsa yeni yapı parçalı yineleme olarak değerlendirilmelidir.\rc)Yineleme bileşenlerini oluşturan leksik birimlerde ötümlüleşme görülüyorsa ve son tahlilde semantik değişime uğruyorsa yeni yapı parçalı yineleme olarak değerlendirilmelidir.Article İlk Türkçe-Japonca Sözlük Mecmua-i Lügat Üzerine Sözlükbilimsel Bir İnceleme(2021-06-30) Baloğlu, Zeynep GençerTürkiye’de Japonca eğitiminin II. Abdülhamit zamanında, 1891 yılında Mekteb-i Harbiye-i Şahanede başladığı bilinmektedir. İki yıl gibi kısa bir süre devam eden bu eğitimin ardından Üsteğmen Mustafa Asım Efendi, 1893 yılında Mecmua-ı Lügat (ML) adıyla Türkçe-Japonca-Fransızca olmak üzere üç dilde kendi deyimiyle bir lügatçe hazırlamıştır. Bu çalışmanın amacı, bilinen ilk Türkçe- Japonca sözlük ML’yi sözlükbilimsel inceleme kuramları çerçevesinde ele almak ve Türk tarihî sözlükçülük çalışmalarına küçük de olsa bir katkıda bulunabilmektir. Çalışmada, öncelikle Türkçe ve Japoncanın yabancı dilli ilk sözlüklerinin basılmasındaki tarihi arka plan kısaca tanıtılmış ardından inceleme kısmında ML’deki temel yapılar ele alınmıştır. Çalışmanın en önemli bulgusu, Türkçenin tarihî sözlüklerinde bütüncül yapıyı etkileyen yazı yönünün bugüne kadar ele alınmamış olduğunun tespit edilmesidir. Bu çalışma eser üzerine yapılan ilk sözlükbilimsel inceleme olduğu için Türkçenin tarihî sözlükleri üzerine yapılan çalışmaların yanında Japonca sözlük çalışmalarına da katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Article Yapay Zekȃ Sōseki’yi Nasıl Okur? - Eyleyenler Modeli Oluşturma ve Duygu Analizi Denemesi(2022-10-15) Baloğlu, Zeynep GençerBu çalışmada Japon Yazar Natsume Soseki’nin “Dai Nana Ya (Yedinci Gece)” adlı kısa öyküsü yapay zekâ aracılığıyla incelenmiştir. Çalışmanın amacı yapay zekânın anlatı izlencesini ve eyleyenler modelini ortaya koyup koyamadığını test etmek ve anlatıdaki duygu akışını nasıl gösterdiğini belirlemektir. Araştırma sorusu “Bir yazarın eserini incelemek, verdiği mesajı duymak için yazarın öz yaşamını bilmek gerekir mi?” olarak belirlenmiştir. Buna göre öncelikle “Yedinci Gece” adlı kısa öykü Greimas’ın Eyleyenler Modeline göre incelenerek bir eyleyenler şeması çıkarılmış, anlatı izlencesi ortaya konmuştur. Ardından KH Coder metin madenciliği yazılımı kullanılarak eser hakkında edebiyat bilimcilerin öne sürdüğü görüşler ile yapay zekâ çıktıları karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, yapay zekânın anlatının yüzey yapı çözümlemesinde araştırmacıya büyük kolaylık sağladığı ancak derin yapıda özellikle metaforik anlatılarda bağlam kontrolünde şimdilik insana ihtiyaç duyduğu anlaşılmıştır.Article II. Abdülhamit Dönemine Ait İki Farklı Japon Alfabesi ve Türkçe Transliterasyonlarındaki Sorunlar Üzerine(2020-12-26) Baloğlu, Zeynep GençerOsmanlı İmparatorluğu ile Japonya arasındaki ilk resmî temaslar 1870’li yıllardabaşlamış, 1890 yılında yaşanan Ertuğrul Faciası’ndan sonra ilişkiler artarak devam etmiştir.1890'da Türk firkateyni Ertuğrul Japonya açıklarında batmış ve hayatta kalanlar Japonkruvazörleri tarafından İstanbul'a getirilmiştir. Kazazedelerle birlikte İstanbul’a gelen NodaSh?tar? isimli Japon gazetecinin padişah II. Abdülhamit’in isteği üzerine İstanbul’da kalarakbir yandan Türkçe öğrenirken diğer yandan Mekteb-i Harbiye-i Şahane’de Türk subaylaraJaponca öğrettiği ve Jiji Shinpo adlı Japon gazetesinde çalışmaya devam ettiği bilinmektedir.2018 yılının ocak ayına kadar Noda ve öğrencilerinin faaliyetlerinden Osmanlıİmparatorluğu’nda Japonca eğitiminin eğitim öğretim çıktısı olarak değerlendirilebilecek 4adet mektup dışında veri bulunmamaktaydı. 2018 yılında Prof. Dr. Ali Merthan Dündar’ınMecmua-ı Lügat adlı eseri bilim dünyasına tanıtmasıyla 125 yıl aradan sonra Noda veöğrencilerinin çalışmalarının önemli bir kısmı daha gün yüzüne çıkmış oldu. Bu çalışmada,Dündar’ın tanıtımına kadar Osmanlı’da ilk Japonca yayın olarak bilinen ancak Noda veöğrencileriyle ilgisi olmayan Japon Elifbası (1908) ile Mecmua-ı Lügat’te (1893) yer alanHiragana alfabesi karşılaştırılmıştır. Nitel araştırmaya dayalı çalışmamızda karşılaştırmasonucunda on beş yıl arayla yazılmış bu alfabelerin Türkçe transliterasyonlarında kaydadeğer farklılıklar olduğu saptanmıştır.Article On the Transliteration Problems of Two Different Japanese Alphabets Written in Sultan Abdulhamid II Era(SELCUK UNIV, FAC LETTERS, 2020) Baloğlu, Zeynep GençerThe first official contacts between the Ottoman Empire and Japan started around the 1870s, and after the Ertugrul Disaster in 1890, relations continued increasingly. In 1890, the Turkish frigate Ertugrul sank off Japan and survivors brought back to Istanbul by Japanese cruisers. It is known that the Japanese journalist Noda Shotaro, who came to Istanbul with the survivors, started living in Istanbul at the request of Sultan Abdulhamit II. He studied Turkish while teaching Japanese to Turkish officers in Mekteb-i Harbiye-i Sahane. In the mean time, he continued to write his column in the Japanese newspaper Jiji Shinpo. Until January 2018, there was no data from the teaching and learning activities of Noda and his students except for 4 letters that could be deemed as the educational output of Japanese education in the Ottoman Empire. In 2018, after Prof. Dr. Ali Merthan Dundar's introduction of his work titled Mecmua-i Lugat to the world of science, a significant part of the work of Noda and his students' works came to light 125 years later. In this study, the Hiragana alphabet in Mecmua-i Lugat (1893) was compared to the Japon Elifbasi (1908), which was known as the first Japanese publication in the Ottoman Empire until the introduction of Dundar's, but it was not related to Noda and his students. In our qualitative study, as a result of the comparison of the two works, it has been determined that there are significant differences between the Turkish transliteration of these alphabets written fifteen years apart.
