Please use this identifier to cite or link to this item: https://hdl.handle.net/11499/1020
Title: Büyüme hormonu eksikliği tanılı çocuklarda Adipositokin düzeyleri, Karotis İntima Media kalınlığı ve Visseral yağ dağılımı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Other Titles: Relationship between Adipocytokine levels, Carotid Intima Media thickness and visceral fat distribution in children with growth hormone deficiency
Authors: Bozkurt, Tuğçe
Advisors: Sebahat Yılmaz Ağladıoğlu
Keywords: Büyüme Hormonu Eksikliği
Adipositokin
Karotis İntima Media Kalınlığı
Growth Hormone Deficiency
Adipocytokines
Carotid Intima Media Thickness
Publisher: Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi
Abstract: Büyüme hormonu eksikliği önemli bir endokrin boy kısalığı nedenidir. Zamanında, boy kaybı derinleşmeden tanınıp tedaviye başlanırsa çocuklar genetik hedef boylarına ulaşabilmektedirler. Büyüme hormonu eksikliğinde visseral adipoz dokunun artması, bozulmuş glikoz ve lipid metabolizması, artmış aterojenik indeksle beraber kardiyovasküler hastalık riskini arttırmaktadır. Adipoz doku kitlesinin artışı direkt olarak adipositokinlerin artışı ile sonuçlanmaktadır. Tedavisiz kalan BH eksikliği olgularında yağ kütlesi özellikle santral olarak artar ve yağsız vücut kitlesi azalır. Çalışmamızda BH eksikliği bulunan çocuklarda; metabolik parametreler, adipositokin düzeyleri, visseral yağ dağılımı ve karotis intima media kalınlığı arasındaki ilişkinin değerlendirmesi amaçlanmıştır. Son yıllarda farklı hasta gruplarında araştırılan ve kardiyovasküler riski azalttığı kanıtlanan bir adipositokin olan apelinin, büyüme hormonu eksikliği olan çocuklarda düzeyinin incelenmesi, diğer adipositokinler ile korelasyonun, visseral yağ dağılımı ve karotis İMK ile ilişkisinin değerlendirilmesi planlanmıştır. Çalışmaya Çocuk Endokrinoloji polikliniğimizde izole büyüme hormonu eksikliği tanısı alan yaş ortalaması 11,8 ± 3,3 olan 19 kız ve 15 erkek hasta ve yaş ortalaması 11 ± 3,4 yıl olan 19 kız ve 15 erkek sağlıklı kontrol grubu alındı. Olguların doğum zamanı ve doğum ağırlık bilgileri dosyalarından alındı. Antropometrik ölçümler (boy, ağırlık, bel çevresi, kalça çevresi) yapıldı ve segmental vücut analizi tartısıyla total vücut yağ yüzdeleri değerlendirildi. Olguların karotis intima media, visseral ve subkutan yağ doku kalınlıkları B-mode USG ile çift körlü olarak ölçüldü. Açlık kan şekeri, açlık insülini, lipid profili IGF-1, IGFBP-3 düzeyleri için kan örnekler alındı. Bazal adipositokin düzeyleri (adiponektin, leptin, rezistin, apelin) için alınan plazma örnekleri sanrifüj edildi ve -80 °C’de muhafaza edilerek toplu olarak çalışıldı. Verilerin SPSS paket programı ile istatiksel analizleri yapıldı. Çalışmamızda, gruplar arasında VKİ, VKİ SDS ve total vücut yağ yüzdeleri, bel çevresi/kalça oranı benzer bulunmuştur. Açlık kan şekeri, insülin, HOMA-IR indeksi ve lipid profili arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Bazal adiponektin düzeyi BHE grubunda kontrol grubuna göre yüksek ancak leptin, rezistin ve apelin düzeyleri her iki grupta da benzer bulunmuştur. Subklinik aterosklerozun erken bir göstergesi olan kİMK, BHE grubunda kontrol gubuna göre daha yüksek ölçülmüştür. VYDK ve SYDK her iki grupta da benzer bulunmuştur. BHE olgularında adiponektin düzeyinin antropometrik ölçümlerle ilişkisi gösterilememiştir. Leptin ve rezistin düzeyleri; ağırlık SDS’si ve VKİ SDS’si ile pozitif korelasyon, apelin düzeyi ise bel/boy oranıyla negatif korelasyon göstermektedir. Bel/kalça oranı ile adipositokin düzeyleri arasında korelasyon saptanmamıştır. AKŞ, insülin ve HOMA-IR indeksi ile serum leptin düzeyi arasında pozitif korelasyon saptanmış, diğer adipositokinler ile ilişkisi bulunmamıştır. Aterojenik indeks ile serum adiponektin düzeyi arasında negatif korelasyon, leptin düzeyi ile pozitif korelasyon izlenmiştir. Rezistin ve apelinin lipid profili ve AI ile ilişkisi gösterilememiştir. Adiponektin, leptin, rezistin ve apelin düzeylerinin birbiri ile ilişkisi bulunmamıştır. kİMK ile lipid profili ve AI, arasında ilişki izlenmemiştir. Leptin düzeyi ile kİMK ve SYDK arasında pozitif korelasyon saptanmış ancak adiponektin, rezistin ve apelin düzeylerinin kİMK, VYDK ve SYDK ile aralarında hiçbir ilişki saptanmamıştır. Bu çalışmayla aterosklerotik sürecin önlenmesinde rolü olan apelinin, BHE olgularında artış göstermediğini, adiponektin ve kİMK’nin artmış olduğunu görmekteyiz. BHE’de kardiyovasküler hastalık morbiditesinin öngörmede apelin düzeyinin kullanılabilir bir belirteç olduğunu değerlendirmek için daha geniş kapsamlı, prospektif ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Growth hormone defiency is an important cause of endocrin oriented short stature. If it is recognised and therapy is started on time before height loss deepens, the children can achieve genetical target height. In growth hormone defiency increased visceral adipose tissue, impaired glucose and lipid metabolism, with increased aterogenic index increases the cardiovascular disease risk. Increase of adipose tissue mass results in increase of adipocytokines. Adipose tissue mass increases especially centrally, and lean body mass decreases in untreated GH defiency patients In our study we aimed to evaluate the relationship between metabolic parameters, adipocytokin levels, viscreal fat distrubition and carotis intima media thickness in children with GH deincy. We planned to analyse the apelin, that is an adipocytokine, studied in recent years in different patient groups and proved decreasing cardiovascular risk, levels in children with GH defiency, and evaluated the coreletaion with the other adipocytokines, visceral fat distributon, and carotid intima media thickness. Our study included a patients group consisting of 15 male and 19 female cases (mean age 11,8 ± 3,3) enrolled to our pediatric endocrinology department and a control group consisting of 15 healthy males and 19 healthy females (mean age 11 ± 3,4). Cases’ time of birth and weight at birth informations were taken from thier files. Anthropometric measurements (height, weight, waist and hip circumference) were done and total body fat percentages were evaluated by segmental body analyse scale. Cases’ carotis intima media, visceral and subcutaneus fat tissue ticknesses were measured double-blinded by B-mode USG. Blood samples were obtained for fasting glucose, insüline, lipid profile, IGF-1, IGFBP-3 levels. Obtained plasma samples for measuring the basel adipocytokines (adiponectine, leptine, resistine, apeline) were centrifuged and stored at -80 °C and studied together at once. Statistical analyses were made by the SPSS package program. In our study BMI, BMI SDS, total body fat percentage, waist/hip circumference ratio were similar in two groups. Fasting blood glukose and insülin levels, HOMA-IR index, and lipid profile have shown no significant differences. Basal adiponectine levels were higher in GHD group than control group; but leptine, resistine and apelin levels were similar. cIMT, an early indicator of atherosclerosis, is measured higher in GHD group than control group. VFT and SCFT were similar in both groups. There were no correlations between adipoectin levels and anthropometric measurements in GHD patients. Leptin and resistin levels were positively correlated with weight SDS and BMI SDS, apelin levels were also neatively correlated with waist/heigh ratio. There were no correlations between adipocytokine levels and WHR. Positive correlation has been shown between fasting glukose, insuline, HOMA-IR index and serum leptine levels, but with other adipocytokines no correlation has been shown. Athereogenic index (AI) was positively correlated with lepitine levels, and negatively correlated with serum adiponectine levels. The assosciation between resistin and apeline with lipid profile and AI couldn’t be shown. There were no correlations about adiponectine, leptine, resistine and apelin levels with each other. There were no association between cIMT and lipid profile and AI. Positive correlation between leptine levels and cIMT, SATT has been shown but no association has been found between resisitine and apeline levels with cIMT, VFT, SCFT. We see that apeline, that has arole in preventing atheroscleratic process, doesn’t increase in GHD patients, but adiponectine and cIMT do. More compherensive, prospective and long term studies are needed to evaluate if the apeline level is a usable indicator of predicting cardiovascular disease morbidity in GHD cases.
Description: Bu çalışma Pamukkale Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi’nin 2015TPF018 numaralı projesi olarak 04.08.2015 tarih ve 2015-02 no’lu kararı ile desteklenmiştir.
URI: https://hdl.handle.net/11499/1020
Appears in Collections:Tıp Fakültesi Tez Koleskiyonu

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
Tuğçe Bozkurt.pdf1.95 MBAdobe PDFThumbnail
View/Open
Show full item record



CORE Recommender

Google ScholarTM

Check





Items in GCRIS Repository are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.