Please use this identifier to cite or link to this item: https://hdl.handle.net/11499/2260
Title: Akut mezenterik iskeminin erken tanısında D-dimer ve L-laktat düzeylerinin yeri: Deneysel çalışma
Other Titles: The place of D-dimer and L-lactate levels in the early diagnosis of acute mesenteric ischemia: An experimental study
Authors: Aydın, Berrin
Advisors: Mustafa Serinken
Keywords: Mezenterik Vasküler Tıkanma
Mesenteric Vascular Occlusion
Publisher: Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi
Abstract: Akut mezenterik iskemi göreceli olarak nadir görülen, ancak yüksek mortaliteye (%60-80) sahip olan bir acil durumdur (1-3). Günümüzde hastaneye yatırılan her 1000 hastadan 1 tanesinde AMİ görülmektedir (4). Etyolojisinde farklılıklar olmakla birlikte, ortak sonuç intestinal nekrozdur (3,7). Görüntüleme yöntemleri, cerrahi teknikler ve yoğun bakımdaki gelişmelere rağmen, AMİ'deki yüksek mortalite oranlarında son 70 yılda önemli bir değişiklik görülmemiştir (5,7). Bunun nedeni, AMİ tanısındaki güçlüklerin süregelmesidir (7). AMİ'nin tanısında radyolojik yöntemlerin rolü kısıtlıdır. AMİ tanısında anjiyografi altın standart olarak değerlendirilmekle birlikte, her hastanede bulunmaması, göreceli olarak invaziv ve uzun süren bir teknik olması gibi nedenlerle yaygın olarak kullanılmamaktadır (3-5). Günümüzde AMİ tanısında etkin olarak kullanılabilecek bir laboratuar yöntemi bulunmamaktadır. Sık kullanılan bazı biyokimyasal belirteçlerde yükseklik gözlenmekle beraber, bunlardan hiçbirisi tanıda duyarlı ve özgül değildir (7). Bu çalışmanın amacı, ratlarda SMA okluzyonu modeli ile elde edilen AMİ'nin erken tanısında serum D-dimer ve L-laktat düzeylerini araştırmaktır. Bu çalışmada, Pamukkale Üniversitesi Deneysel Araştırma Laboratuarından elde edilen 250-300 gram ağırlıktaki erkek Wistar-Albino ratlar kullanıldı. Çalışmaya alınan ratlar randomize olarak 3 gruba ayrıldı: Grup I: Non-operatif kontrol grubu. Grup II: Opere kontrol grubu. Grup III: İntestinal iskemi grubu. Grup II ve III'teki hayvanlardan postoperatif 1., 4. ve 6. saatlerde D-dimer ve L-laktat düzeylerinin tayini için 0.5 ml kan alındı. Bizim deneyimizde SMA okluzyonu yapılan ratlardan 1., 4., ve 6. saatlerde serum D-dimer tetkiki yapılmış ve bu sonuçlar bir opere kontrol grubu ile bazal örneklerin alındığı bir grup hayvandan alınan sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Bunun sonucunda hem gruplar arası, hem de grup içi karşılaştırmalarda anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ayrıca L-laktat düzey tayini yapılmış ve sonuçlar aynı şekilde diğer gruplarla karşılaştırılmıştır. Buna göre opere kontrol grubunda anlamlı bir yükselme eğilimi görülmemiştir. Mezenterik iskemi olan ratlarda ise L-laktat düzeylerinin ortalaması 4. saatten itibaren artmaya başlamış ve bu artış 6. saatte de devam etmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada, AMİ'nin erken tanısında D-dimer'in bağımsız bir belirteç olarak kullanılmasının uygun olmadığı görülmüştür. Buna karşın L-laktat düzeyleri 4. saatten itibaren anlamlı olarak yükselmeye başlamıştır. Bu çalışmada kan L-laktat tayininin şüpheli olgularda AMİ'nin erken tanısında karmaşık tetkiklere yönlendirilecek hastaların seçiminde yararlı bir tanı yöntemi olabileceği sonucuna varılmakla beraber, geniş serilerle yapılacak prospektif klinik çalışmalara gereksinim olduğu açıktır.
AMI is a relatively rare emergency with a high mortality (%60-80) (1-3). It accounts 1 in a 1000 hospital admissions (4). Whatever the etiological cause, its common result is intestinal necrosis (3,7). Despite advances in imaging modalities and intensive care support, the mortality rate remains high (5,7). The main reason is continuation of the difficulties in diagnosis (7). Current radiological techniques have a limited role in the diagnosis of AMI. Although angiography is accepted as gold standart, it is not used extensively because it is relatively invasive and time-consuming (3-5). Although some changes in frequently used biochemical markers may add support in diagnosis, these are not sensitive or specific (7). We aimed to investigate whether D-dimer and L-lactate are reliable markers in the early diagnosis of AMI in a rat model. Male Wistar-Albino rats obtained from Pamukkale University Research Laboratories were used. The rats were randomised into three groups: Group I: Non-operated control, Grup II: Operated control, Grup III: Intestinal ischemia group. Blood was obtained from Groups II and III in postoperative 1, 4 and 6th hours for D-dimer and L-lactate determination. Serum D-dimer assay were done in 1, 4, and 6th hours following ligation of the SMA, and the results were compared with operated control and non-operated control groups. Consequently, no differences were found between the groups and among the groups. In addition, L-lactate determination were done and the results were compared in the same manner, and a significant increase was not determined in the operated control group. However, L-lactate levels were increased in the 4th and 6th hours in mesenteric ischemia group. In conclusion, serum D-dimer is not found to be a useful marker in the early diagnosis of AMI. In contrary, L-lactate levels were found to be increased significantly in the 4th and 6th hours following mesenteric ischemia. As a result, it can be considered that L-lactate is a useful marker for selection of suspected patients referred to more complex methods such as angiography in the early diagnosis of AMI. However, it is obvious that prospective studies with extended series are needed to evaluate these results clinically.
URI: https://hdl.handle.net/11499/2260
Appears in Collections:Tıp Fakültesi Tez Koleskiyonu

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
BERRİN AYDIN.pdf954.02 kBAdobe PDFThumbnail
View/Open
Show full item record



CORE Recommender

Page view(s)

56
checked on May 6, 2024

Download(s)

428
checked on May 6, 2024

Google ScholarTM

Check





Items in GCRIS Repository are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.