Tıp Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11499/46004
Browse
79 results
Search Results
Article Omurganın iyi huylu tümörleri(2009) Kıter, EsatVertebral kolonun iyi huylu tümörleri sık karşılaşılan tümörler değildir. Birçoğunun tedavi algoritmaları tam olarak tanımlanmamıştır. Bu sunumda omurganın en sık karşılaşılan iyi huylu kemik tümörleri güncel tedavi yöntemleri ışığında tartışılmıştır.Other John robert cobb(2009) Kıter, EsatJohn Robert Cobb, skolyotik e¤rili¤in de¤erlendirilmesinde ve tedavisinde çok önemli katk›lar› olan ABD’li bir ortopedik cerraht›r. Günümüzde skolyozun de¤erlendirilmesinde kullan›lan ölçüm yöntemi onun ad›yla an›lmaktad›r.Article Expression profi les of PIK3CA, RUNX3, COX-2 and DMBT1 genes in brain tumor prognosis: a preliminary study(2010) Gündüz, Cumhur; Süslüer, Sunde Yılmaz; Dalbastı, Tayfun; Oktar, Nezih; Avcı, Çığır Biray; Doğan, Z. Özlem Şığva; Dodurga, Yavuz; Numanoğlu, SinemBeyin tümörleri de dahil olmak üzere kanser gelişiminde önemli rol oynayan genlerin iki ana alt grubu onkogenler ve tümör baskılayıcı genlerdir. Bu ön çalışmanın amacı, tümör baskılayıcı genlerden RUNX3 (Runt-relatedtranscription factor 3), DMBT1 (Deleted in Malignant Brain Tumors 1) ve onkogenlerden PIK3CA (Fosfoinosid- 3-kinaz, katalitik, alfa polipeptid), COX–2 (Siklooksigenaz-2) genlerinin beyin tümörlerinde ifade düzeyini saptamaktır. On dört olgunun beyin tümörü dokularından hücre kültürü ortamında çoğalması sağlandı. Kültüre edilmiş hücrelerden total RNA’lar izole edildi. Gerçek zamanlı RT-PCR metodu kullanılarak onkogen ve tümör baskılayıcı genlerin ekspresyon profi llerinin bağıl oranları saptandı. U87MG hücre hattı pozitif kontrol olarak kullanıldı. DMBT1, RUNX3, COX-2 ve PIK3CA genlerinin bağıl oranları ortalaması sırasıyla 72.2, 59.3, 0.119 ve 48.5 bulundu. COX-2 aşırı ekspresyonu, anlamlı olarak azalmış sağkalım ile korelasyon gösterdi (Log-Rank,p= 0.049). DMBT1 ve RUNX3 genlerinin baskılanması azalmış sağkalımla ilişkili olduğu saptandı ancak PIK3CA, DMBT1 ve RUNX3 ekspresyonları arasında ve sağkalım üzerinde anlamlı bir farklılık saptanmadı. Yüksek COX-2 ekspresyonu klinik olarak fazla agresif beyin tümörleri ile ilişkili olduğu gösterildi. Elde ettiğimiz ön deney sonuçlarımız, COX-2 geninin terapötik hedef olarak kullanılabilir olabileceğini önermektedir.Article Clostridium difficile İlişkili Nadir Bir Reaktif Artrit Olgusu(2018) Polat, Meltem; Tapısız, Anıl; Derinkuyu, Betül Emine; Tezer, HasanClostridium difficile, çocuklarda nadir olarak bildirilmiş bir reaktif artrit nedenidir. Burada antibiyotik tedavisi sonrası ishal ve sol diz ekleminde efüzyon gelişen nadir bir C. difficile ilişkili reaktif artrit olgusu sunulmuş-tur. Bu olgu ile antibiyotik ilişkili ishal zemininde gelişen akut ve ağrılı artritle başvuran çocuklarda ayırıcı tanıda C. difficile ilişkili reaktif artritin de düşünülmesi gerektiği vurgulanmak istenmiştir.Article Cognitive functions and childhood traumas in panic disorder(2021) Bingöl, Dilşad; Kalkan Oğuzhanoğlu, Nalan; Yücens, BengüObjective: The aim of this study was to evaluate neurocognitive function in patients with panic disorder (PD) in comparison with healthy individuals and to determine whether there was a relationship between neurocognitive function, childhood trauma, and clinical symptoms in PD patients. Method: A total of 31 healthy individuals and 26 patients with PD were included in this study. The Psychology Experiment Building Language (PEBL)-Berg Card Sorting Test (BCST), PEBL-Victoria Stroop Test (VST), PEBL-Connections Test (PCT), and PEBL-Corsi Block Test (PCBT) were used to evaluate neurocognitive function. Childhood Trauma Questionnaire (CTQ), the Hamilton Anxiety Scale (HAM-A), and a sociodemographic data form were administered to all of the patients. The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition Severity Measure for PD Scale was used to assess the symptom severity of PD patients. Results: The PD patients had poorer BCST results in comparison with the healthy controls. The two groups had similar results on the VST, PCT, and PCBT. There was no statistically significant correlation between neurocognitive test scores and the CTQ and HAM-A scores in the PD group. Logistic regression analysis indicated that the diagnosis of PD was associated only with the total number of correct responses on the BCST subtests. Conclusion: The results demonstrated that PD patients may have impaired executive function, such as problem-solving, strategy determination, complex attention, and conceptualization, however executive function was not generally associated with childhood trauma or the severity of PD.Article Bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapinin vajinismuslu kadınlar ve eşlerinin cinsel sorunları üzerindeki etkileri(2013) Varma, Gülfizar; Oğuzhanoğlu, Nalan K.; Figen Ç. Ateşçi; Neslihan Levent; Özdel, Osman; Tümkaya, SelimAmaç: Vajinismuslu kadınlar ve onların eşlerinde cinsel sorunların sık görüldüğü uzun süredir düşünülmektedir. Bu çalışmada vajinismuslu kadınlar ve onların eşlerinin cinsel sorunlarının, vajinismus için uygulanan bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapi sonrasında değişip değişmediği araştırılmıştır. Yöntem: Primer vajinis- mus nedeniyle vajinal giriş sağlayamayan 28 evli çifte bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapi öncesin- de ve sonrasında Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği uygulanmı?tır. Sonuç: Çalışmanın sonuçları vajinismuslu kadınların cinsel sorunlarının tedaviden sonra azaldığını göstermiştir. Vajinismuslu kadınların eşleri genel popü- lasyona göre yüksek oranlarda cinsel sorunlar göstermemiştir ve var olan sorunlar vajinismus için uygulanan cinsel terapi ile azalma göstermemiştir.Article Aşı Tutumları Ölçeğinin Türkçe Formunun Geçerlilik ve Güvenirliliği(2021) Ceylan, Sibel Serap; Erdoğan, Çiğdem; Turan Türkan; Ergin, Ahmet; Akçay, GürbüzAmaç: Ebeveynlerin, aşılar hakkındaki tutumlarının belirlenmesi aşı tereddütünü, reddini önlemek ve bu konuda yapılması gereken girişimlerin planlaması için önemlidir. Bu nedenle, bu araştırma Aşı Tutumları Ölçeğini Türkçeye uyarlamak amacıyla yürütülmüştür. Gereç ve Yöntemler: Çalışma metodolojik bir araştırmadır. Araştırmaya 0-14 yaş grubunda çocuğu olan toplam 142 ebeveyn alınmıştır. Araştırma verileri Tanıtıcı Özellikler Formu ve Aşı Tutumları Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ölçeğin geçerliliğini test etmek için dil ve kapsam geçerliği, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliliğini değerlendirmek için Cronbach’s alfa güvenirlik katsayısı, madde-toplam puan korelasyonları ve Hotelling T2 testi kullanılmıştır. Bulgular: Aşı Tutumları Ölçeğinin Türkçe Formunun kapsam geçerlik indeks değerleri 0,90-1,00 arasındadır ve görüşü alınan uzmanların verdiği puanlar arasında farklılık yoktur (Kendall’s W=0,720; p=0,707). Ölçeğin faktör yapısı incelemek amacıyla yapılan açımlayıcı faktör analizinde ölçek yapısının 11 madde, 5 alt boyuttan oluştuğu ve toplam varyansın %84,09’unu açıkladığı saptanmıştır. Ölçeğin faktör yükleri 0,90-0,97 arasında değişmektedir. Doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda Ki kare/serbestlik derecesi oranı 1,68 olarak hesaplanmıştır. İncelenen uyum indeksleri de teorik yapıların elde edilen verilerle mükemmel uyum gösterdiğine işaret etmektedir. Aşı Tutumları Ölçeğinin Türkçe Formunun hesaplanan Cronbach alfa katsayısı 0,66’dır. Sonuç: Yapılan analizler Aşı Tutumları Ölçeğinin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır. Ölçeğin ülkemizde ebeveynlerin aşılara yönelik tutumlarının belirlenmesinde kullanılması önerilmektedir.Article Wound treatment strategies during COVID-19 pandemic: An expert opinion(2020-05-11) Akay, Tankut; Aydin, Unal; Erdil, Nevzat; Yurekli, Ismail; Çayır, Mustafa Çağdaş; Erkin, Alper; Kurtoğlu, TünayThe COVID-19 pandemic has presented a great challenge for the healthcare systems and healthcare workers worldwide. The resources and the infrastructure of the healthcare systems are reorganized to provide care for abundant number of pandemic patients. All elective procedures and treatments have either cancelled or postponed. Treatment of lower extremity ulcers may be misclassified as non-essential during this pandemic; however, without regular best wound care, these ulcers are at a great risk of becoming quickly infected, which may lead to an increased rate of septicemia, amputations, and even deaths in this fragile patient population. In this review, we discuss the treatment strategies for lower leg ulcers and vascular pathologies during pandemic and provide an algorithm for triage which may be a useful guide for vascular surgeons.Article The effectiveness of intramedullary nailing in humeral diaphysis fractures and non-unions(2017) Akman, AlpPurpose:The analysis of treatment results of humeral non-unions with intramedullary nailing (IMN) according to primary treatment is not argued convincingly in literature. Materials and methods: The results of 39 patients who treated with intramedullary nailing for humerus diaphysis fracture or non-union analysed in this study. An antegrade IMN technique was used with an interlocking intramedullary nail (Russell-Taylor type) in all cases. Twenty-six of these patients had primary IMN, seven had revision for failed plating and six had exchange IMN. Results:The non-union rate was 15% in primary IMN, 29% in the revision for failed plating and 83% in exchange IMN groups. The average time to union were found as 14 weeks in the primary IMN and 20 weeks in the revision for failed plating. Even though revision for failed plating had similar healing rate with primary IMN (p>0.05), the healing time significantly increased. (p<0.05) The exchange IMN had the worst results. (p<0.05 against other groups). Conclusion: IMN for humeral shaft fracture may be considered as an effective method of primary treatment. Exchange IMN in the humerus seemed to be a non-effective treatment modality and should be better to be avoided. In contrast IMN for a non-union after failed plating is an effective treatment. The non-unions of humerus shaft should be better to be treated with changing the implant type.Article Citation - Scopus: 1Leflunomid Akut Yüksek Fruktoz ile Beslenen Sıçanların Hipotalamusunda Lipid Profillerini ve Oksidatif Stresi İyileştirir(2022-10-18) Ö., Kiliç Erkek; G., Gündoğdu; M., Alpua; M., Bor KüçükatayBu çalışmada, akut yüksek doz fruktozla beslenen sıçanlarda oksidatif stres ve lipid profillerinin sıçan hipotalamusu üzerine etkileri ve bu etkilerinde Leflunomid’in olası katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 12-16 haftalık, 250-300 g ağırlığındaki 48 Spraque Dawley erkek sıçan- lar dahil edilmiş ve rastgele 6 gruba ayrılmıştır. (Grup 1 (Kontrol); Grup 2 karboksimetil selülöz (CMC)+kontrol; Grup 3 (Leflunomid), Grup 4 (Akut yüksek doz fruktoz), Grup 5 (Akut yüksek doz fruktoz + CMC), Grup 6 (Akut yüksek doz fruktoz + Leflunomid). Akut yüksek doz fruktoz grupları sıçanların 48 saat açlığı takiben 24 saat boyunca %63’lük fruktoz çözeltisi ile beslenmeleri sağ- lanarak oluşturulmuştur. Leflunomid ise suda çözünmediği için %1’lik CMC çözeltisi içinde çözül- müştür ve 10 mg/kg/gün Leflunomid sabah akşam oral yolla uygulanmıştır. 72 saatin sonunda sıçanlar genel anestezi altında sakrifiye edilmiş ve hipotalamus dokusu çıkarılmıştır. Elde edilen hipotalamus dokusundan düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL), total kolesterol, total antioksi- dan-oksidan (TAS-TOS), oksidatif stres indeksi (OSİ) düzeyleri solid faz sandwich (ELİSA) prensibine dayanan hazır ölçüm kitleri kullanılarak belirlenmiştir. TAS düzeyinde gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. TOS ve OSİ düzeylerinde, 4. grupta 1. gruba göre anlamlı artış tespit edilmiş - tir (P < ,001). Tedavi gruplarına bakıldığında leflunomid uygulanan gruplarda istatistiksel olarak anlamlı azalma görülmüştür (P < ,05). LDL ve total kolesterol düzeylerinde ise 6. grupta 4. gruba göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma tespit edilmiştir (P < ,05). Bu çalışmada, yüksek fruktozla beslenen sıçanlarda, oksidatif stresin ve lipit profilinin azalmasında Leflunomid’in önemi belirlenmiştir. Sonuç olarak, Leflunomid oksidatif strese bağlı gelişen beyin hasarının azalmasında umut vaat edici olabilir.
