Sağlık Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11499/46000
Browse
263 results
Search Results
Article The Association of Parental Feeding Style and Sociodemographic Characteristics with Child Anxiety in Preschool Children(Sakarya Univ, 2024-08-31) Solmaz, Perihan; Baskale, Hatice; Koc, Emsal AkgulObjective: This descriptive, cross-sectional study aims to determine the relationship between parent feeding style and anxiety in children. Methods: The research was conducted with 338 mothers with children aged 3-6 years. Sociodemographic Information Form, Revised Preschool Anxiety Scale and the Parent Nutrition Style Questionnaire were used for data collection. Results: The mean Preschool Anxiety Scale scores significantly differed concerning the number of children's siblings, mothers' employment, fathers' employment, mothers' education, fathers' education and family income. There was a significant positive weak correlation between anxiety levels and the mean scores on emotional feeding, instrumental feeding and the Parent Nutrition Style Questionnaire. Conclusion: Health professionals should be aware of several sociodemographic features that affect anxiety in children. Therefore, families at risk should be identified, their children should be closely monitored in terms of health problems like anxiety and depression, and appropriate interventions should be designed to prevent anxiety in children. Considering that parental feeding style affects eating habits in children, further studies are needed to examine the relationship between parental feeding behavior and anxiety in children.Article Hemşirelik Öğrencilerinin Moral Distres ile Psikolojik Dayanıklılık Düzeyleri Arasındaki İlişki(2025-12-26) Yiğitoğlu, Gülay Taşdemir; Gül, Pinar Sevda; Yilmaz, Halis; Korkmaz, AzimeAmaç: Çalışmanın amacı hemşirelik öğrencilerinin moral distres ile psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlenmektir. Yöntem: Bu tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olan çalışma bir üniversitenin 3. ve 4. sınıfında hemşirelik bölümünde okuyan 260 öğrenci ile yapılmıştır. Sosyodemografik Veri Formu, Hemşirelik Öğrencilerinde Moral Distres Ölçeği ve Hemşirelerde Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ile veriler toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız gruplarda t testi, Mann-Whitney U Testi, Kruskall-Wallis Testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 22,00±1,22’dir. Katılımcıların moral distres toplam puanı 6,14±5,09 ile düşük, psikolojik dayanıklılık toplam puanı ise 69,64±9,68 ile orta düzeyden biraz daha yüksektir. Katılımcıların cinsiyetine göre psikolojik dayanıklılık eğilim, durumsal alt boyutlarında ve toplam puanlarında istatistiksel farklılık olduğu saptanmıştır. Hemşireliği seçme durumlarına göre durumsal; şu an bölümden memnuniyet durumlarına göre felsefi, ilişkisel, eğilim, durumsal alt boyutlarında ve toplam puanlarında anlamlı fark bulunmuştur (p0,05). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinde psikolojik dayanıklılığı geliştirmeye ve moral distresi yönetmeye yönelik simülasyon temelli eğitimler, vaka çalışmaları, rol oynama eğitimleri, danışmanlık hizmetleri ve destekleyici yaklaşımların hemşirelik müfredatına yerleştirilmesi ve klinik uygulamalarda aktif olarak kullanılması hemşirelik öğrencilerinin mesleki yetkinliklerinin güçlendirilmesinde önemli olabilir.Article The Relationship Between Professional Competence and Medical Error Tendency Among Final-Year Nursing Students(SAGE Publications Ltd, 2026-01-09) Zeyrek, Arife Sanlialp; Arslan, Sumeyye; Fidan, OzlemBackground: High-quality healthcare relies on competent and prepared nursing professionals. Final-year nursing students play a key role in preventing medical errors, thus ensuring patient safety. Objective: This study aimed to examine the professional competencies of final-year nursing students, medical error tendency, and the relationship between these variables. Methods: A descriptive-correlational design was used. Data were collected using the Personal Information Form, Medical Error Tendency Scale in Nursing, and Competency Inventory of Nursing Students. Higher competency scores indicate higher professional competence, while higher scores on the Medical Error Tendency Scale indicate a lower medical error tendency. Results: Students showed high professional competence (M = 6.22, SD = 0.63) and low medical error tendency (M = 4.52, SD = 0.39). The highest score on the Medical Error Tendency Scale sub-dimensions was in Medication and Transfusion Practices (M = 4.68, SD = 0.34), and the lowest in Patient Monitoring and Equipment Safety (M = 4.29, SD = 0.53). Students scored highest in ethics and accountability (M = 6.43, SD = 0.61) and lowest in clinical biomedical science (M = 5.83, SD = 0.93). A significant positive correlation was found between professional competence and medical error tendency (r = .713, p < .01). Since high scores indicate a lower medical error tendency, it was concluded that as nursing students’ professional competence increases, their medical error tendency decreases. General clinical skills, critical thinking, and ethics significantly predicted medical error tendency. Conclusions: The study highlights the importance of professional competence in reducing medical error tendencies among nursing students. Enhancing competencies, particularly in clinical skills, critical thinking, and ethics, through competency-based and simulation-supported education can contribute to improved patient safety outcomes. © The Author(s) 2026. This article is distributed under the terms of the Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 License (https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0/) which permits non-commercial use, reproduction and distribution of the work without further permission provided the original work is attributed as specified on the SAGE and Open Access page (https://us.sagepub.com/en-us/nam/open-access-at-sage).Article Effect of Moral Sensitivity on Empathy Levels of Nursing Students(2025) Çetinkaya, Bengü; Bakirlioğlu, BurcuBackground: Empathy skills are essential components of nursing care plans for nursing students to provide high-quality care to patients and are closely associated with moral sensitivity. Aim: This study aims to explore the relationship between nursing students’ empathy skills, moral sensitivity, and other related variables. Methods: This research was designed as a cross-sectional study. The study was conducted at a state university offer- ing a four-year nursing program, with a sample size of 353 students. Data were collected via an online survey in March 2022. Students who agreed to participate voluntarily were included in the study. Data analysis was performed using Pearson correlation and multiple linear regression methods. Results: A total of 353 students participated in the study, with a mean age of 21.83±1.39 years. The mean empa- thy score was 162.03±25.40, and the mean moral sensitivity score was 97.63±30.21, indicating moderate levels for both. The Holistic Approach sub-dimension of moral sensitivity (r=-0.309, p=0.021) and the Interpersonal Orientation sub-dimension (-0.260, p=0.001) were associated with empathy skills and positively influenced their development. Additionally, the Execution sub-dimension of the moral sensitivity questionnaire was identified as a predictor of empathy skills (B=-1.27, p=0.002). Conclusion: Moral sensitivity is an important factor in the development of empathy skills among nursing students. How- ever, the empathy skills of nursing students were found to be below the desired level. To enhance the empathy skills of nursing students, theoretical course content should be enriched, and their empathy levels should be assessed through bedside observations during clinical practice.Article Onkolojik Cerrahi Uygulanan Hastaların Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Kullanımının Araştırılması(Dokuz Eylul University, 2025-07-25) K., Karacabay; A., Savci; F.K., Hergül; E., Cihan; B.Y., Kuru; Hergül, Filiz Kabu; Cihan, Emel; Savci, Aysegul; Karacabay, Kevser; Kuru, Burcu YükselGiriş: Kanser hastaları, kanser tedavilerinin yan etkileriyle baş etmek, beslenme desteği sağlamak, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve iyileşmeyi hızlandırmak için Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp (TAT) kullanmaktadır. Amaç: Bu çalışmada onkolojik cerrahi geçiren hastaların tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımının araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu çalışma, 1 Nisan - 1 Ekim 2021 tarihleri arasında Türkiye’nin batısındaki bir üniversite hastanesinin onkoloji ünitesinde kanser tanısı nedeniyle cerrahi müdahale uygulanan 322 hasta ile gerçekleştirildi. Veriler “Hasta Kimlik Formu” ve “TAT Kullanımını Belirleme Formu” kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Bulgular: Onkolojik cerrahi girişim uygulanan hastaların yaklaşık yarısının TAT kullandığı, TAT kullananların % 87,5’inin biyolojik temelli yöntemleri, % 90,6’sının zihin-beden müdahaleleri ve % 78’inin her iki yöntemi bir arada kullandığı belirlendi. TAT kullanan hastaların % 3,1’inde uyguladığı yönteme bağlı yan etki yaşadığı belirlendi. Sonuç: Hastaların sıklıkla ameliyat öncesinde TAT’a başvurdukları ve sonrasında devam ettikleri bulundu. Ayrıca, hastaların yaşadıkları deneyimlerden etkilenerek TAT seçerken bağışıklıklarını güçlendirmeyi, tedaviyi desteklemeyi ve aynı zamanda kendilerini yan etkilerden korumayı amaçladıkları belirlendi. Sağlık çalışanları tarafından, hastaların TAT kullanma nedenlerinin ve uygulanan yöntemlerin belirlenerek kaydedilmesi önerilmektedir.Article Fathers’ Emotions, Thoughts on Childbirth, and Coping with Childbirth Stress: A Qualitative Study(2024) Serçekuş, Pınar; Davran, Gül Büşra AltunayBackground: Fathers may experience many emotions simultaneously during and before childbirth. Sometimes, fathers can feel conflicting emotions concurrently. Father’s needs are often overlooked in the birth process. There are few studies on fathers’ feelings about birth. Aim: The aim of this study was to describe fathers’ emotions, thoughts about childbirth, and how they cope with childbirth stress. Methods: The study was a phenomenological and qualitative study. Seventeen fathers whose wives had given birth participated in the study. Semi-structured interviews were used to collect data, which was then analyzed using content analysis methodology. Results: Seventeen fathers participated in the study. The fathers were between 22 and 33 years of age. The data were gathered under three main themes: thoughts on childbirth, feelings about childbirth, and coping strategies. There were a total of eight subcategories under each theme. It was established that the fathers found vaginal birth more natural and healthier, and they wanted to be with their wives during the birth. It was found that the fathers intensely experienced a range of positive and negative emotions simultaneously, principally fear, and also stress, excitement, happiness, impatience, worry, curiosity, tension, and sadness. Conclusion: In coping with stress during childbirth, the fathers felt the need for support from relatives and health personnel, positive thinking, and religious activities.Article Gözlem Sonrası Akran Geri Bildiriminin Hemşirelik Öğrencilerinin El Hijyeni Bilgisi, İnançları ve Becerileri Üzerindeki Etkisi(2025-08-22) Zeyrek, Arife Şanlıalp; Arslan, Sümeyye; Fidan, ÖzlemAmaç: Bu çalışmada hemşirelik öğrencilerinde “El Hijyeni İçin Beş An” yöntemini kullanarak yapılan akran geribildiriminin el hijyeni bilgisini, inançlarını, uygulamalarını ve uyumunu nasıl etkilediğini incelemek amaçlanmıştır. Yöntem: 1 Ocak-1 Haziran 2022 tarihleri arasında 109 hemşirelik dördüncü sınıf öğrencisi, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel bu çalışmaya \"El Hijyeni İçin Beş An\" tekniği kullanılarak katılmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki öğrencilerin takip testi bilgi puanları, el hijyeni inanç ve uygulama puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0.05). Müdahale grubunda el hijyeni uyum puanı (74.96±1.92) kontrol grubundan (39.81±4.51) daha yüksekti. Sonuç: El Hijyeni İçin Beş An’a göre gözlemci eğitimi, eğitim, klinik uygulamada gözlem ve akran geri bildirimi yöntemleri öğrencilerin uyumunu olumlu yönde etkilemektedir.Article E-Sağlık Okuryazarlığı Eğitiminin Hemşirelik Öğrencilerinin E-Sağlık Okuryazarlığı Düzeyine Etkisi: Yarı Deneysel Çalışma(2025) Aslan, Gülbahar KorkmazAmaç: Hemşirelerin topluma daha iyi sağlık hizmeti verebilmesi için kabul edilebilir düzeyde e-sağlık okuryazarlığına sahip olmaları gerek- mektedir. Hemşirelik öğrencilerinin eğitimleri süresince güvenilir ve geçerli sağlık bilgilerini edinmeleri gelecekte çalışma yaşamlarına hazırlamalarına yardımcı olacaktır. Bu çalışma, e-sağlık okuryazarlığı eğitiminin hemşi- relik öğrencilerinin e-sağlık okuryazarlığı düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Tek gruplu ön test-son test desenli yarı deneysel çalışma, 13 Aralık 2023-10 Ocak 2024 tarihleri ara- sında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 66 hemşirelik öğren- cisi oluşturmuştur. Çalışmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu” ve “E-sağlık Okuryazarlığı Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 19,06±1,06 olup, %83,2’s i kadındır. Öğrencilerin %27,3’ü in- terneti 5 saat ve daha uzun süre kullanmakta ve % 89,4’üinternette sağlıkla ilgili bilgi araştırmaktadır. Eğitim öncesinde 26,25±3,92 olan e-sa ğlık öl- çeği puan otalaması, eğitim sonrasında 32,65±3,04’e yükselmiştir. Eğitim öncesi ve sonrası puan ortalaması farkları istatistiksel olarak anlaml ı bu- lunmuştur (t=-12,308, p<0,001). Sonuç: Bu çalışmada, uygulanan e-sağlık okuryazarlığı eğitim programının hemşirelik öğrencilerinin e- sağlık okur- yazarlığı düzeyini geliştirdiği belirlenmiştir. Bu sonuç doğrultusunda; hem- şirelik öğrencilerinin e-sağlık okuryazarlığı düzeyini geliştirmek için benzer programların hemşirelik müfredatına entegre edilmesi önerilebilir. Bu prog- ramlar aracılığıyla hemşire eğitimciler, öğrencilerin güvenilir sağlık kay- naklarını eleştirel bir şekilde değerlendirmeleri için stratejiler uygulayabilirArticle İlkokul Çağındaki Çocukların Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları ve Etkileyen Yordayıcılar: Kesitsel Çalışma(2025) İşleyen, Eda Kilinç; Kartal, Asiye; Özkaya, EdanurAmaç: Çocukların sağlık sonuçlarını iyileştirmeye yönelik et- kili müdahaleler geliştirmek için, ilkokul çağındaki çocukların sağlıkla ilgili yaşam biçimlerini ve bu yaşam biçimlerini etkileyen faktörleri be- lirlemek büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilkokul ça- ğındaki çocuklar ın sa ğlıklı yaşam biçimi davran ışlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Bu araştırma kesit- seldir. Araştırmanın örneklemini 1.240 ilkokul ça ğındaki çocuk oluş- turmaktadır. Tan ımlayıcı Özellikler Formu ve Çocuklarda Sa ğlıklı Yaşam Biçimi Davran ışları Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama, okul çağı çocuklarının kendi sınıflarında yüz yüze veri toplama tekniği kul- lanılarak gerçekleştirilmiştir. Varyans analizi, t-testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullan ılmıştır. Bulgular: Kız öğrencilerin, anne ve babası hayatta olan ö ğrencilerin, annesi üniversite e ğitimi almış olan öğrencilerin, babası lise veya üniversite eğitimi almış olan öğrencilerin, ekonomik durumu iyi olan öğrencilerin ve ailesinde aşırı kilolu birey ol- mayan öğrencilerin Çocuklarda Sa ğlıklı Yaşam Biçimi Davran ışları Ölçeği puan ortalamaları anlamlı düzeyde daha yüksektir. Sonuç: İlk- okul çağı çocuklarının iyi düzeyde ya şam biçimi davranışlarına sahip olduğu gösterilmiştir. Yaşam biçimi davranışlarını etkileyen en önemli yordayıcılar cinsiyet, anne eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve sınıf düzeyi- dir. Çocukların yaşam biçimi davranışlarını geliştirmek için okul hem- şiresi tarafından fiziksel aktivite, beslenme, hijyen ve uyku konularında eğitim verilmesi önemlidir.Article Yakınını COVID-19 Nedeniyle Kaybedenlerde Sağlık ve Ölüm Kaygısı: Kesitsel Bir Çalışma(2024) Yiğitoğlu, Gülay Taşdemir; Köktaş, Nesrin Çunkuş; Keskin, GülserenAmaç: Bu çalışma, Türkiye’de koronavirüs hastalığı-2019 [co- ronavirus disease-2019 (COVID-19)] nedeniyle yakınlarını kaybeden- lerin sağlık ve ölüm kaygılarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte araştırmanın örneklemini Türkiye’nin batısındaki iki şehirde yaşayan, yakınlarını COVID-19 ne- deniyle kaybetmiş 213 kişi oluşturdu. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Sağlık Kaygısı Ölçeği (SKÖ), Abdel-Khalek Ölüm Kay- gısı (AKÖK) ve Beck Anksiyete Ölçe ği (BAÖ) kullan ıldı. Verilerin toplanmasında A ğustos-Ekim 2021 tarihleri aras ında ki şisel bilgi formu, SKÖ, AKÖK ve BAÖ kullan ıldı. Veriler Google Formlar ile toplandı. Anketin çal ışma bağlantısı tüm uygun kat ılımcılara e-posta ve sosyal medya web siteleri (Instagram ve WhatsApp) aracılığıyla da- ğıtıldı. Bulgular: SKÖ fiziksel semptomlara kar şı aşırı duyarlılık ve anksiyete puanlarında cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı bulun- muştur. Bireylerin cinsiyet, medeni durum ve çocuk durumuna göre ölüm kaygısı puan ortalamalarında istatistiksel olarak farklılık saptan- mıştır. Ölüm kaygısı toplam puan ortalaması ile SKÖ hastalığın olum- suz sonuçları alt boyutu ve SKÖ toplam puanı arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Ölüm kaygısı toplam puanı ile sağlık kaygısı toplam ve anksiyete toplam puan ortalamaları arasında pozitif korelasyon sap- tanmıştır. Ayrıca ölüm anksiyetesini en fazla bedensel belirti aşırı du- yarlılık ve anksiyete düzeyleri etkiledi ( β=0,421). Sonuç: Çalışmada yakınlarını COVID-19 nedeniyle kaybetmiş bireylerde sağlık ve ölüm kaygısı arasında pozitif bir ili şki olduğu sonucuna varılmıştır. Yakın- larını kaybeden bireylere sağlık ve ölüm kaygılarına yönelik stresle baş etme, problem çözme, öfke yönetimi, kendini tanıma ve farkındalık gibi konularda psikoeğitim programları uygulanabilir.
