Uzmanlık Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11499/67669

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Specialist Thesis
    Renal kolik ağrıları ile acil servise başvuran hastaların tedavisinde meperidin etkinliğinin CYP2C19 gen polimorfizmi ile ilişkisinin değerlendirilmesi
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Sayılı, Sena Baykara; Bülent Erdur
    Renal kolik sıklıkla böbrek taş hastalığına bağlı gelişen, şiddetli ağrı ile kendini gösteren, acil servislerde sık karşılaşılan bir ürolojik acil durumdur. Ağrının tedavisinde parasetamol ve NSAİİ ilaçlar tek başlarına çoğunlukla yeterli olmamaktadır. Ağrının şiddeti göz önüne alındığında opiad analjezikler tedavide önemli bir yere sahiptir. Bizim çalışmamızın amacı meperidin etkinliğinin CYP2C19 gen polimorfizmi ile ilişkisini değerlendirmektir. Yapılan literatür araştımalarına göre çalışmamız bu alanda yapılan ilk çalışma olma özelliğini taşımaktadır. Bu çalışma Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servis Anabilim Dalı’nda acil servisimize renal kolik şikayetiyle başvuran 203 hasta ve kontrol grubu olarak renal kolik dışındaki karın ağrıları ile başvuran 102 hasta ile yapıldı. Her hastaya intravenöz yoldan 100 mg meperidin uygulandı. Hastaların 0-15-30-60.dk VAS ağrı skorları kaydedildi. Sosyodemografik özellikler, laboratuar değerleri, fizyolojik özellikler (SPO2, kan basıncı, vb.). kayıt altına alındı. Çalışmamızda vaka ve kontrol grubunda yaş ve cinsiyet açısından benzer dağılım görülmektedir. Vaka grubunda CYP2C19 1/1 genotipi %69, 1/2 genotipi %28, 1/3 genotipi %3 oranında görülürken, 2/2 genotipi hiç birinde görülmemektedir. Kontrol grubunda ise CYP2C19 1/1 genotipi %88,2, 1/2 genotipi %6,9, 1/3 genotipi %3,9, 2/2 genotipi ise %1 oranında görülmektedir. Çalışmamızda vaka grubunda kontrol grubuna göre CYP2C19 1/2 genotipi daha fazla görülmekteydi. İlaç etkinliği ile taşın lokalizasyonu, cinsiyet ve yaş grupları arasında fark bulunmamaktadır. Taşın boyutu ile 30.dk VAS skoru arasında düşük dereceli ilişki gözlenmektedir bununla beraber diğer zaman aralıklarında fark görülmemektedir. İlaç etkinliğine bakıldığında tüm zaman aralıklarında VAS değerlerinin anlamlı düzeylerde düştüğü görülmektedir. İlacın VAS skorundaki düşüşünün tüm gruplarda 0-15. dakikalarda benzer özellik gösterdiği, 30. dakikadan itibaren daha belirgin hale geldiği görüldü. Bununla birlikte pos-hoc ikili karşılaştırmalarda farkın CYP2C19 *1/*1 genotipinden kaynaklandığı görüldü. İlaca bağlı hipotansiyon yan etkisi ise %5 oranında görüldü. Sonuç olarak meperidin etkinliğinin CYP2C19 polimorfizmi ile ilişkisini göstermeyi hedeflediğimiz bu çalışmada farklı genotiplerde ilaca yanıtın değiştiğini saptadık. Bu bağlamda meperidinin genetik polimorfizm ile ilişkisi bu çalışmada gösterilmektedir. Çalışmamızda VAS skorundaki düşüşün hastaların yaşı, cinsiyeti, taşın lokalizasyonu gibi faktörlerden etkilenmediği gösterilmiştir. Renal kolik hasta grubunda CYP2C19 *1/*2 genotipinin kontrol grubuna göre anlamlı olarak fazla saptanması ise dikkat çeken başka bir bulgudur.
  • Specialist Thesis
    Farelerde kokain intoksikasyon modelinde alfa-metil dopa, deksmetotimidin, moksonidin etkinliğinin değerlendirilmesi
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2012) Seyit, Murat; Bülent Erdur
    Akut kokain toksisitesi fare modelinde alfa-metil dopa, deksmetotimidin ve moksonidinin etkinliklerini araştırılarak kokain toksitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bunun için 100 tane erkek CF1 faresi deneysel çalışma öncesinde 4 gruba randomize edildi. Bu gruplara intraperitoneal yoldan 200mg/kg alfa-metil dopa, 0.25 mg/kg moksonidin, 40 µgr/kg deksmedotimidin ve 0.5 ml Salin uygulandı. Bu uygulamadan 10 dakika sonra letal dozun %70' i olan 105 mg/kg kokain intraperitoneal yoldan uygulandı. Tüm gruplardaki fareler nöbet aktivitesi (mısır patlağı şeklinde sıçrama, tonik klonik aktivite ya da doğrulma refleksinin kaybı) ve ölüm açısından kokain uygulamasından sonraki 30 dakika boyunca hangi ilacın uygulandığını bilmeyen araştırmacı (kör gözlemci) tarafından takip edildi. Elde edilen bulgular Plasebo ile karşılaştırıldığında tüm gruplar arasında nöbet ve ölüm açısından anlamlı fark tespit edildi (p<0,05). deksmetotimidin salin ile karşılaştırıldığında nöbet ve ölümü önleme açısından en yüksek etkinliğe sahip olduğu bulundu (p<0,05). Alfa-metil dopa ve deksmetotimidin grupları nöbet aktivitesi açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05), ölüm açısından karşılaştırıldığında ise istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Moksonidin ve deksmetotimidin grupları ölüm ve nöbet aktivitesi açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05) Böylece bu çalışma sonucunda; deksmetotimidin kokaine bağlı nöbet ve ölümü engellemede etkili olabileceği düşünülmüştür. Tek başına alfa-metil dopa, moksonidin nöbet ve ölümü engellememektedir.
  • Specialist Thesis
    Primer dismenore tedavisinde piroksikam ve diklofenak sodyumun analjezik etkilerinin karşılaştırılması
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2014) Çamlıbel, Mehpare; Bülent Erdur
    Bu çalışmanın amacı primer dismenore tedavisinde parenteral tek doz piroksikam ve diklofenak sodyumun analjezik etkinliğini karşılaştırmaktır. Çalışma 2013 Mayıs ile 2014 Temmuz tarihleri arasında üçüncü basamak şehir hastanesinde randomize, çift kör olarak tasarlanmıştır. Dismenoresi olan hastalar piroksikam ve diklofenak sodyum gruplarına randomize edildi. 100 mm'lik vizüel analog skala (VAS), numerik skala, verbal skala, dismenore grade skalası, ek semptomlar ve 24 saat içerisinde tekrarlayan analjezik gerektiren ağrı kaydedildi. 400 hasta çalışmayı tamamladı. Bu hastaların 200'ü (%50) piroksikam, 200'ü (%50) diklofenak sodyum grubuna dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 21,4'tü. VAS skorlarındaki ortalama düşüş piroksikamda 7,9±1,8 cm, diklofenak sodyumda 7,9±1,7 cm olarak ölçüldü. Tüm tedaviler arasında ağrı azalması etkinliği Mann-Whitney U testi ile karşılaştırıldı (p=0,929). Kurtarıcı tedaviye piroksikam grubunda 25, diklofenak sodyum grubunda 11 kişide ihtiyaç duyuldu (p=0,014). Tedavi sonrası 24 saatlik zaman diliminde piroksikam grubunda 30, diklofenak sodyum grubunda 41 kişinin tekrar analjezik gerektiren ağrısı oldu (p=0,150). Çalışmamızın sonucunda, primer dismenore tedavisinde parenteral tek doz uygulanan 20mg piroksikam ve 75mg diklofenak sodyumun analjezik etkinliği arasında fark olmadığı görülmüştür.
  • Specialist Thesis
    Dispeptik ağrı tedavisinde intravenöz esomeprazol ve ranitidinin etkinliğinin karşılaştırılması: randomize, çift kör, kontrollü çalışma
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2014) Eliçabuk, Hayri; Bülent Erdur
    Amaç: Bu çalışmanın amacı erişkin acil serviste dispeptik ağrı tedavisinde esomeprazol'ün ranitidine veya plaseboya üstünlüğünün olup olmadığını değerlendirmektir. Metod: Çalışma 2013 Mart ile 2014 Haziran tarihleri arasında üçüncü basamak şehir hastanesinde randomize, çift kör, plasebo, kontrollü olarak tasarlanmıştır. Şiddetli dispeptik ağrısı olan hastalar esomeprazol+antiasid (esomeprazol grubu), ranitidin+antiasid (ranitidin grubu) veya IV plasebo salin+antiasid (plasebo grubu) gruplarına randomize edildi. 100 mm'lik vizüel analog skala (VAS), numerik skala, şiddet skalası, çalışma süresinde gelişen yan etkiler, 24 saat içerisinde tekrarlayan dispeptik ağrı ve tedavi memnuniyeti kaydedildi. 286 hasta çalışmayı tamamladı. Bu hastaların 95'i (%33,2) esomeprazol, 94'ü (%33,9) ranitidin ve 97'si plasebo grubuna dahil edildi. Hastaların %62,4'ü bayan ve yaş ortalaması 27,43'tü. VAS skorlarındaki ortalama düşüş esomeprazolde 91,42±11,86 mm (ort.±SD), ranitidinde 91,74±12,38 mm ve plasebo grubunda 86,17±20,75 mm olarak ölçüldü. Tüm tedaviler arasında dispeptik ağrı azalması etkinliği Kruskal-Wallis testi ile karşılaştırıldı (p =0,250). Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarında, genel acil servis pratiğinde geleneksel olarak kullanılan anti-asitlerin yanı sıra uygulanan IV PPI ve H2RB'nin akut şiddetli dispeptik ağrının rahatlamasında istatistiksel olarak ekstra bir katkısının olmadığı görülmüştür.
  • Specialist Thesis
    Hemşirelere verilen bir günlük kardiyopulmoner resüsitasyon eğitiminin uzun dönem etkilerinin değerlendirilmesi
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2009) Bukıran, Aytaç; Bülent Erdur
    Çalışmamızda hemşirelerin TYD ve İKYD konuları hakkındaki bilgi düzeylerini ve bunu etkileyen faktörleri saptamak, eğitim sonrası yapılan posttestler ile de eğitimin kısa ve uzun dönemdeki etkilerini öğrenmek amaçlandı. Bu kesitsel çalışmaya Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görev yapmakta olan 225 hemşire alındı. Katılımcılara eğitim öncesindeki bilgi düzeylerini ölçmek için 25 soruluk çoktan seçmeli bir test yapıldı. Verilen tek günlük teorik ve pratik eğitim sonrası, 6. ve 12. aylarda uygulanan posttestlerle eğitimin kısa ve uzun dönemdeki etkinliği karşılaştırıldı. Katılımcıların eğitim öncesinde genel olarak soru gruplarının hemen hemen hepsinde önemli derecede eksikliklerinin olduğu, eğitim sonrasında ise bilgi düzeylerinde eğitim öncesine göre anlamlı oranda artışının olduğu tespit edildi. Özellikle Acil servis ve yoğun bakımlarda çalışanların, meslekte çalışma süresi 10 yıl ve üzerinde olanların, daha öncesinde KPR eğitimi almış olanların eğitim öncesinde diğerlerine göre daha başarılı oldukları görüldü (sırasıyla p=0,018, p=0,02, p=0,01). Yaş, cinsiyet ve medeni hallerinin ise hemşirelerin bilgi düzeyleri üzerine etkisinin olmadığı tespit edildi (sırasıyla p=0,24, p=0,19 ve p>0,05). Katılımcıların eğitim sonrası 6. ve 12. aylardaki bilgi düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı azalma olmasına rağmen; 12. aydaki bilgi düzeylerinin bile eğitim öncesine göre oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Hemşirelerin TYD ve İKYD konularındaki bilgi ve becerileri hizmet içi eğitim programlarıyla geliştirilmeli, eğitim sonrasında belirli periyotlarla bilgilerin güncel tutulması sağlanmalıdır.
  • Specialist Thesis
    Kokain intoksikasyon modelinde propofol, midazolam ve ziprasidonun etkinliğinin değerlendirilmesi
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2011) Yüksel, Aykut; Bülent Erdur
    Amaç: Akut kokain toksisitesi fare modelinde midazolam, propofol, ziprasidon, midazolam-propofol ve midazolam-ziprasidon kobinasyonlarının etkinliklerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: 180 tane erkek CF1 faresi deneysel çalışma öncesinde 6 gruba randomize edildi. Bu gruplara intraperitoneal yoldan 2mg/kg midazolam, 25 mg/kg propofol, 4 mg/kg ziprasidon, 2mg/kg midazolam + 25 mg/kg propofol, 2 mg/kg midazolam + 4 mg/kg ziprasidon ya da salin uygulandı. Bu uygulamadan 10 dakika sonra letal dozun %70' i olan 105 mg/kg kokain intraperitoneal yoldan uygulandı. Tüm gruplardaki fareler nöbet aktivitesi (mısır patlağı şeklinde sıçrama, tonik klonik aktivite ya da doğrulma refleksinin kaybı) ve ölüm açısından kokain uygulamasından sonraki 30 dakika boyunca hangi ilacın uygulandığını bilmeyen araştırmacı (kör gözlemci) tarafından takip edildi. Bulgular: Plasebo ile karşılaştırıldığında tüm gruplar arasında nöbet ve ölüm açısından anlamlı fark tespit edildi (p<0,001). Midazolam-propofol ve midazolam-ziprasidon kombinasyonlarının, tek başına propofol ve salin ile karşılaştırıldığında nöbet ve ölümü önleme açısından en yüksek etkinliğe sahip olduğu bulundu (p<0,001). Midazolam ve ziprasidon, propofol ve salin ile karşılaştırıldığında daha etkiliydi (p<0,001). Midazolam-propofol ve midazolam-ziprasidon kombinasyonları biri biri ile karşılaştırıldığında anlamalı fark tespit edilmemişken; midazolam-propofol kombinasyonu ziprasidon ile karşılaştırıldığında mortaliteyi önleme açısından anlamlı olarak daha etkili bulundu (p=0,05). Midazolam-propofol, midazolam-ziprasidon, midazolam ve ziprasidon grupları nöbet aktivitesini önleme açısından karşılaştırıldığında anlamlı fark tespit edilememiştir (p>0,05). Midazolam-propofol kombinasyonu uygulanan grupta ölüm gözlenmemiştir. Nöbet oranı diğer gruplar ile karşılaştırıldığında midazolam-ziprasidon grubunda en düşük olarak gözlenmiştir (%16,7). Sonuç: Bu çalışma sonucunda; midazolam-propofol ve midazolam-ziprasidon kombinasyonlarının tek başına midazolam ya da ziprasidona göre kokaine bağlı nöbet ve ölümü engellemede daha etkili olabileceği düşünülmüştür. Tek başına propofol kokaine bağlı nöbet ve ölümü engellememektedir.
  • Specialist Thesis
    Acil serviste infron micro cor elektrokardiyografi cihazının klinik geçerlilik ve güvenilirliği
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2017) Sabırlı, Ramazan; Bülent Erdur
    Acil servisimizde ve diğer hastane acil servislerinde kullanılan elektrokardiyografi(EKG) cihazları kâğıt çıktısı vermekte olup bu çıktıların uzun süreler depolanmalarında deformasyonlar oluşmakta ve veri kayıpları meydana gelebilmektedir. Hastanelerde HBYS sistemine geçilmektedir fakat mevcut yazılı verilerin dijital ortama aktarılmasında veri kayıpları mevcut olabilmektedir. Halihazırda radyotelemetri tabanlı sistem ile işlev gören elektrokardiyografi cihazları mevcuttur. Ancak hiçbir cihazın klinik kullanımda geçerlilik ve güvenilirliğinin gerçek hasta üzerinde yapılmış çalışmaları mevcut değildir. Çalışmaya acil servise gelen, monitörlü gözlem birimine alınan bireylerde basit rastgele örneklem metodu ile belirlenen 245 hasta alınmıştır. Hastalara ardıl sıralı olarak Nihon Kohden Cardiofax M 1350 K EKG cihazı ve İnfron Micro Cor EKG cihazı ile EKG çekildi.Her iki cihaz EKG çıktısı verilerinde; kalp hızı (atım/dakika), P dalga amplitüdü (mV), PR segment uzunluğu (ms), QRS süresi (ms), QT intervali (ms), QTc interval süresi (ms), horizontal ST segment depresyonu (tüm derivasyonlar için ayrı ayrı olarak kaydedildi) (mm), horizontal ST segment elevasyonu (tüm derivasyonlar için ayrı ayrı olarak kaydedlmiştir) (mV), U dalgası mevcut ise QU intervali (ms), parazitli derivasyon sayısı, EKG tanısı, EKG çekim süresi verileri karşılaştırıldı. İnfron Micro Cor EKG cihazının klinik geçerlilik ve güvenilirliği araştırıldı. İnfron Micro Cor EKG kalp hızı, P dalga amplitüdü, PR segment uzunlıuğu, QRS süresi, QRS amplitüdü, ST segment depresyonu ve elevasyonu, U dalgasını göstermek hususunda Nihon Kohden Cardiofax M 1350 K cihazı ile çok yüksek uyumluluk gösermiştir. İnfron Micro Cor EKG cihazı klinik kullanım açısından geçerli ve güvenilir bulunmuştur. Telemetri tabanlı EKG sistemlerinin kullanılması hastanelerde özellikle acil servislerde EKG çekim süresinin kısalığı, cihazın boyutsal açıdan avantajlı olması ve hastane veri tabanında EKG kaydı saklanabilmesi sebebiyle çalışma kolaylığı ve veri saklama kolaylığı sağlayacaktır. Ayrıca 112 acil ambulans hizmetinde de 12 derivasyonlu kablosuz EKG sistemlerine geçilmesinin yarar sağlayabileceğini düşünmekteyiz.
  • Specialist Thesis
    Denizli ili acil sağlık hizmetleri çalışanlarında iş yükü-kontrolü, işe yabancılaşma ve tükenmişlik sendromu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2017) Kuh, Mahmut; Bülent Erdur
    Tükenmişlik sendromu, işlerinden dolayı insanlarla etkileşim içinde olan meslek mensuplarında görülen; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissi azalması şeklinde 3 boyutu olan bir sendromdur. Sağlık hizmetleri çalışanları tükenmişlikle karşılaşan en önemli meslek gruplarından birisidir. Bu çalışmanın amacı Denizli ili acil sağlık hizmetleri çalışanlarının tükenmişlik düzeyinin belirlenmesi ve bu tükenmişliğin iş yükü, iş kontrolü ve işe yabancılaşma ile arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Kesitsel tipteki bu araştırmada, 2017 yılı Ocak-Mart ayları içinde Denizli ili acil sağlık hizmetlerinde çalışan 505 sağlık personeline ulaşılması hedeflendi ve bu popülasyondan 411 kişiye (%81,3)ulaşıldı. Veriler, çalışanların sosyo-demografik özellikleri, kişisel özellikler ve alışkanlıklar ile iş yaşamına ilişkin sorulardan oluşan 29 soruluk bir anket formu, İşe Yabancılaşma Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve İsveç İş Yükü Kontrol Destek Ölçeği kullanılarak toplandı. Veri analizinde Student t testi, One-way ANOVA testi, Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis testi, Parsiyel Korelasyon ve Lineer Regresyon analizleri kullanıldı. Çalışma grubunun duygusal tükenme puanı 19,13 ± 7,09, duyarsızlaşma puanı 6.98 ±3,76 ve kişisel başarı hissi puanı 20,38 ± 4,35 bulundu. Duygusal tükenme için ortanca puan 19, duyarsızlaşma için 7, kişisel başarı hissi için 21 bulundu. Denizli ili acil sağlık hizmetleri çalışanlarının tükenmişlik düzeyleri alt boyutlarından duygusal tükenme ile meslek, algılanan gelir, meslek memnuniyeti, sosyal destek, şiddet, hobi sahibi olma, iş devamlılığı, iş yükü ve işe yabancılaşma ilişkili bulunmuştur. Sonuç olarak çalışmaya katılan acil sağlık hizmetleri çalışanları tükenmişlik düzeyleri, daha önce benzer konuda yapılmış çalışma sonuçlarına göre yüksektir. İş yükü, duygusal tükenme ve duyarsızlaşmayı arttırırken iş kontrolü ve sosyal destek azaltmaktadır. İşe yabancılaşmanın tükenmişlikle anlamlı ilişkisi mevcuttur. Ayrıca hobi sahibi olma, mesleğinden memnun olma, sosyal destek alma, gelir düzeyinin memnuniyeti duygusal tükenme düzeyini düşürürken; şiddete uğrama, artan iş yükü, işe yabancılaşma duygusal tükenmeyi arttırmaktadır.
  • Specialist Thesis
    Acil servise ev kazası ile gelen hastalarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ilişkisinin değerlendirilmesi
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2017) Sarohan, Ahmet; Bülent Erdur
    Ev kazaları bir evin içinde ya da ona ait yakın çevrede olan kazalara denir. Ülkeler ve yaş grupları arasında değişmekle birlikte ev kazaları tüm kazaların %25'ini oluşturur. Ev kazaları, bireylerin sağlığı ve yaşam kalitelerini doğrudan etkilediği gibi, sonuçları bakımından toplumu da yakından ilgilendirmektedir. Ev kazaları, yaralanma ya da ölüm şeklinde sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Evin iç mekan dizaynına bağlı sebepler olabileceği gibi birey kaynaklı nedenlerle de ev kazaları yaşanabilmektedir. Bu bireysel nedenlerden biri de Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’dur. Çalışmamızda, 30.08.2015 – 30.08.2016 tarihleri arasındaki 12 aylık çalışma süresince, Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Erişkin Acil Servisi’ne ev kazası ile başvuran hastaları erişkin tip DEHB açısından değerlendirdik. Ev kazası ile başvuran hastalara acil servisimizde tıbbi açıdan ilk müdaheleleri zaman kaybetmeksizin yapıldı, analjezileri sağlandı ve tedavi planları hazırlandı. Taburculuk aşamasına gelen hastalara, çalışma hakkında bilgi verildi. Çalışmaya katılmayı kabul eden hastalardan aydınlatılmış onamları alındı ve içerisinde kaçıncı ev kazasını geçirdiğini, ev kazasını haftanın hangi günü ve hangi saatte geçirdiğini, yaralanma şeklini, öğrenim durumunu, medeni halini, çocuk sahibi olup olmadığını, okul başarısını sorgulayan bir sosyodemografik veri formunu cevaplamaları istendi. Daha sonrasında ise yetişkin tip DEHB taramasında kullanılan, DEHB açısından anlamlı (hasta olma ihtimali yüksek) ya da anlamsız (hasta olma ihtimali düşük) şeklinde değerlendirme yapmamızı sağlayan; Sayı Dizileri Testi, Stroop Test ve Prof. Dr. Atilla Turgay?ın DEHB testi?nin hiperaktivite baskın tipini inceleyen ikinci bölümünden oluşan üç farklı test hastalarla bire bir görüşülerek uygulandı . Bu şekilde 120 kişilik gönüllü çalışma gurubu oluşturuldu. Acil servise ev kazası dışında başvuran, çalışma grubuna benzer yaş ve cinsiyette 120 kişi diğer bir hasta grubuna da onayları alındıktan sonra DEHB taramasında kullanılan aynı testler uygulandı. Bu şekilde de 120 kişilik kontrol grubu oluşturuldu. Vaka ve kontrol gruplarından elde edilen veriler “Statiscal Package for Social Scienses for Windows 17” adlı standart veri formuna kaydedildi ve karşılaştırmaları yapıldı. Vakaların sosyodemografik veri formundaki sorulara verdikleri cevaplara göre yaş, cinsiyet, medeni durumun, eğitim düzeyinin, okul başarısının, kazanın olduğu günün, kaza saatinin ev kazası ile ilişkisi değerlendirildi. Bunların DEHB ile ilişkisi de gözden geçirildi. Çalışmamızda kullandığımız Sayı Dizileri Testi, Stroop Test ve Prof. Dr. Atilla Turgay?ın DEHB Testi?nin hiperaktivite baskın tipini inceleyen bölümüne göre DEHB açısından anlamlı olan ev kazası vakaları yaş ve cinsiyet açısından değerlendirildiğinde bu faktörlerin ev kazaları üzerine etkisi olmadığı saptandı. Modele yaş cinsiyet ve sırasıyla sayı dizisi testi, stroop test ve Atilla Turgay’ın DEHB testi eklenerek yapılan lojistik regresyon analizlerinin sonuçlarına göre Sayı Dizileri Testi?ne göre DEHB için anlamlı olanların olmayanlara göre sırasıyla 4,5 kat, 3,3 kat ve 5,5 kat daha fazla ev kazası geçirme olasılığı olduğu ortaya konmuştur. Acil servise ev kazası ile gelen hastalar ilk ev kazası ve 2 ve daha fazla ev kazası geçirenler olarak kategorize edildiğinde sadece Sayı Dizileri Testi için anlamlı sonuca varılmıştır. İlk ve ikinci ev kazası ve 3 ve daha fazla ev kazası geçirenler olarak kategorize edildiğinde her üç test için anlamlı sonuca varıldı. Ev kazaları sırayla en sık Cuma ve Cumartesi günleri görülmektedir, en sık 16-20 ve 12-16 saatleri arasında görülmektedir. En sık düşme ve kesici alet yaralanmaları görülürken, kazalar en sık mutfakta olmaktadır.
  • Specialist Thesis
    Farelerde kokain intoksikasyon modelinde lorazepam, levetirasetam ve lorazepam-levetirasetam kombinasyonunun etkinliğinin değerlendirilmesi
    (Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2016) Avcı, Hasan; Bülent Erdur
    Amaç: Akut kokain toksisitesi fare modelinde lorazepam, levetiraetam ve lorazepam-levetirasetam kombinasyonunun etkinliklerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: 100 tane erkek balb-c faresi (35-40 gram) deneysel çalışma öncesinde 4 gruba randomize edildi. Bu gruplara intraperitoneal yoldan 1 mg/kg lorazepam, 200 mg/kg levetirasetam, lorazepam-levetiracetam kombinasyonu (1 mg/kg+200 mg/kg) ya da salin uygulandı. Bu uygulamadan 10 dakika sonra 105 mg/kg kokain (letal dozun %70’i olan) intraperitoneal yoldan uygulandı. Tüm gruplardaki fareler nöbet aktivitesi (mısır patlağı şeklinde sıçrama, tonik klonik aktivite ya da doğrulma refleksinin kaybı) ve ölüm açısından kokain uygulamasından sonraki 30 dakika boyunca hangi ilacın uygulandığını bilmeyen araştırmacı (kör gözlemci) tarafından takip edildi. Bulgular: Plasebo ile karşılaştırıldığında tüm gruplar arasında nöbet ve ölüm açısından anlamlı fark tespit edildi (p<0,001). Gruplar nöbet aktivitesi açısından kontrol grubu ile karşılaştırıldığında loarazepam ve lorazepam+levetirasetam istatiksel olarak anlamlı bulundu (sırasıyla p<0.001, p<0,001). Ölüm açısından kontrol grubu ile karşılaştırıldığında lorazepam+levetirasetam istatiksel olarak anlamlı iken (p=0.000), lorazepam ve levetirasetam istatiksel olarak anlamlı bulunmadı. Levetirasetam kontrol grubu ile karşılaştırıldığında nöbet aktivitesi açısından sınırda anlamlı iken ölüm açısından istatiksel olarak anlamlı bulunmadı. Sonuç: Çalışma sonucumuza göre akut kokain intoksikasyonunda lorazepam ve lorazepam-levetirasetam kombinasyonunu nöbet açısından etkili bulduk. Akut kokain intoksikasyonunda ölüm açısından değerlendirildiğimizde lorazepam-levetirasetam kombinasyon tedavisini etkili bulduk. Bu çalışma sonucunda lorazepam- levetirasetam kombinasyonunun kokaine bağlı nöbet ve ölümü önlemede daha etkili bir ajan olabileceği düşünülmüştür.