İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/11499/45996
Browse
886 results
Search Results
Article Eye-Tracking in Reading Research: A Systematic Review of Studies With Children of Varying Reading Ability(Hogrefe Publishing Corp, 2026-04) Papadopoulos, Timothy C.; Fella, Argyro; Acarturk, Cengiz; Bahcekapili, Ekrem; Canaj, Kimete; Cergol, Kristina; Dinçtopal Deniz, Nazik; Hollenstein, Nora; Hržica, Gordana; Jozipović, Marija; Kasperė, Ramunė; Klimek-Jankowska, Dorota; Knudsen, Hanne B. Søndergaard; Krebs, Julia; Krejtz, Izabela; Leszko, Magda; Łockiewicz, Marta; Motiejūnienė, Jurgita; Özkan, Ayşegül; Türkan, Belgüzar Nilay; Erol Barkana, Duygun: Eye-tracking methods have become a valuable tool for reading research, as they provide significant evidence on the behavioral and cognitive performance of developing readers. They also help identify reading behavior patterns among children with neurodevelopmental conditions, such as reading difficulties (RD) or attention-deficit hyperactivity disorder (ADHD). In this paper, we reviewed relevant literature (73 empirical studies) from 2008 to 2023 (15 years). We documented how reading performance was measured through eye-tracking methodology among typical and atypical readers across various languages. To ensure a rigorous and transparent review, we adhered to the PRISMA framework, defined keywords, established inclusion and exclusion criteria, conducted data extraction, and employed a multi-phase selection process. We focused on research samples, stimulus designs, independent variables, eye-tracking systems, and metrics. The results indicated that research involving typically developing children mainly included participants from primary school and employed various eye-tracking methods, with English being the most studied language. Studies on children with RD and ADHD varied significantly in participants' sample sizes, languages, and experimental designs. The discussion emphasizes the need for standardized data-collection procedures to enhance the reliability and comparability of findings, thereby supporting the development of effective interventions and instructional methods for reading difficulties.Article Deep Disagreements, Rational Attitudes, and Epistemic Respect(Beytulhikme Felsefe Cevresi, 2026) Elmaci, Nusret ErdiDisagreements are an inevitable consequence of human nature. Thoughts, beliefs, and preferences vary from person to person. However, some disagreements are deep-seated, and it is common for people involved in such disagreements to resist reconciliation. But can we say that the parties in such disagreements are rational? This question has been one of the important debates in epistemology in recent years. This study argues that it is not rational for the parties to continue their disagreement in cases of deep disagreement. To substantiate this claim, we first critically examine the views that argue that deep disagreements cannot be rationally resolved. Those who argue that deep disagreements are unresolvable explain this by the factors that make them deep. However, the study argues that the depth of the disagreement does not prevent the parties from adopting rational attitudes. This is because the depth of the disagreement also legitimizes a strong doubt the nature of the disagreement. Respecting opposing views is possible only by understanding the epistemic role of this doubt.Review Yeni Asur Tabletlerinde Sirius’un İzleri: Astronomik Kayıtların Analizi(2025) Florıotı, Hanım Hande DuymuşMÖ I. binyıla tekabül eden Yeni Asur Devri (MÖ 934-609), Mezopotamya kültür ve bilim tarihinin en zengin ve karmaşık evrelerinden birisini temsil etmektedir. Bu döneme ait yazılı kaynaklar, sadece siyasi ve askeri tarih açısından değil, aynı zamanda astronomik ve dini düşünce sistemlerinin gelişimi açısından da büyük önem taşımaktadır. Gök cisimleri ve özellikle parlak yıldızlar, Yeni Asur toplumu için hem kozmik düzenin hem de tanrısal iradenin göstergeleri olarak görülmüş, bu nedenle astronomik gözlemler ve ilgili ritüellerin merkezinde yer almıştır. Bu makale, Yeni Asur dönemine ait çivi yazılı belgelerde “Sirius” yıldızının (Sumerce MU.GAG.SI.SÁ/ MUL.KAK.SI.SÁ, Akadca šukuddu(m)) geçtiği kayıtları incelemektedir. Astronomik gözlemlerin devlet politikaları ve dinsel ritüeller üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlayan çalışma, Sirius’un takvimsel belirleyiciliği bağlamında nasıl kullanıldığını metinler aracılığıyla analiz etmektedir. Özellikle Ninova’dan ele geçen ve Asurbanipal dönemine tarihlenen tabletlerde yer alan gözlemler, Sirius’un yılın belirli dönemlerine işaret eden bir göksel işaretçi olarak oynadığı rolü açığa çıkarmaktadır. Çalışma, söz konusu yıldızın Mezopotamya astronomi geleneği içindeki yeri ile bilimsel bilgi üretimindeki işlevini değerlendirmekte, aynı zamanda yıldızın kültürel ve ideolojik anlamını da tartışmaya açmaktadır. Bu bağlamda, astronomik verilerin hem tanrısal iradenin bir yansıması hem de yönetsel karar süreçlerinde bir araç olarak nasıl kullanıldığı gösterilmektedir.Article Temaları Bakımından Özbek Türkçesiyle Yazılmış Kur’an Tercümelerindeki Dinî Terimler(2025) Eynel, SemaTürkçe, dinî terim üretmede köklü bir geleneğe sahiptir. Manihaizm ve Budizm’e geçişle başlayan Uygurların dinî terimlerin Türkçeleştirilmesi anlayışı, Karahanlı dönemi İslami metinlerinde sürdürülse de Harezm ve Çağatay Türkçesi dönemlerinde her dinî terime Türkçe karşılığın üretilmesi hassasiyetinin azalmış ve özellikle dinî terimlerde Arapça ve Farsçanın hakimiyetine ait izler, günümüz Türk lehçelerine kadar taşınmıştır. Özbek Türkçesindeki dinî terim çalışmaları incelendiğinde alandaki çalışmaların sınırlı olduğu görülür. Özellikle Türkçe dinî terim kullanımı bakımından Özbek Türkçesinin zenginliği yeterince işlenmediği görülmüş, çalışmada Özbek Türkçesindeki Türkçe dinî terim varlığı, temaları bağlamında ortaya konmuştur. Alaaddin Mansur ve Muhammed Sadık tarafından Özbek Türkçesiyle yazılmış Kur’an tercümelerindeki Türkçe dinî terimler, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniğiyle taranmış ve tespit edilen 279 terim temaları bakımından sınıflandırılıp analiz edilmiştir. Ayrıca bu terimler, oluşumları bakımından da ele alınmış ve Türkçenin dinî terim üretimi bakımından zenginliğini ortaya koyacak veriler elde edilmiştir. Üstün ve köklü bir dil olan Türkçedeki dinî terimlerin, sadece Özbek Türkçesinde değil tüm çağdaş lehçelerde millî bir şuurla ele alınmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur.Article Sosyal Medya Yapıları, Dezenformasyon ve Epistemik Suç(2025) Elmacı, Nusret Erdiİnternet teknolojinin etkisiyle çağımızın önemli sorunlarından birisi dezenformasyondur. Yanlış enformasyonlar, sahte haberler veya saçmalıklar yoluyla gerçekler gizlenmekte veya gerçeği yansıtmayan inançlar toplum tarafından benimsenmektedir. Bunlar dezenformasyonun oluşmasının kaynaklarıdır, ama dezenformasyonun yayılımı için söz konusu kaynakların tüketilmesi gereklidir. Son yıllarda epistemik baloncuklar ya da yankı odaları gibi sosyal medya yapılarının dezenformasyon tüketimini mümkün hale getirdiğine dikkat çekilmektedir. Kişilerin kendi eğilimlerinin sonucunda oluşan bu yapılar enformasyonlara filtre uygulayarak karşıt düşünce ya da delilleri kısıtlar. Bundan dolayı, kişilerin herhangi bir konuda verdiği yargılar kısıtlı enformasyona dayanmakta, hatta bazen tamamen yanıltıcı enformasyonlardan destek almaktadır. O halde, böyle yapıların içerisindeki kişilerin yargıları epistemik anlamda kusurludur. Çalışmanın amacı dezenformasyonun yayılımına hizmet eden sosyal medya yapılarının işleyiş şeklini inceleyerek, bu yapıların içerisindeki öznelerin epistemik sorumluluk bakımından değerlendirmesini yapmaktır. Çalışmanın sonucunda, inanç oluşturmak için bazı normların ihlalinin veya cehaletin gelişmesine katkı sağlamanın epistemik suç olduğu ve epistemik suçu entelektüel bir kültür olarak kabul etmenin dezenformasyonla baş edebilmek için önemli olduğu ileri sürülmektedir.Article Parçalanarak Oluşmak: Muhtar Magavin’in “Jarmaq” Romanında Postkolonyalizm(2024) Toltay, Faizulla; Ağırman, FerhatPostkoloniyalizm, kolonileşmiş toplumsal süreçlerin sonucunda araştırma konusu haline gelmiş bir alandır. Üçüncü dünya ülkelerinin yetiştirdiği düşünürlerden E. Said, Spivak ve Fanon vb. yazarların postkolonyalizm alanında ciddi çalışmalar yaptıklarını görmemiz mümkündür. Bu düşünürlerden esinlenerek Orta Asya düşünce dünyasını tanımaya çalıştığımızda Muhtar Magavin’in bu yönde eserler verdiğini söyleyebiliriz. Yazar “Jarmaq” adlı romanını söz konusu alan üzerinde kurgulamıştır. Tamamen gerçekliğe ve yaşanmışlığa dayanarak inşa ettiği romanında yazar, toplumun sömürge sonrası yaşadığı sorunlar ve bunların sonuçlarını maduniyet kavramı üzerinden işlemiştir. Magavin kolonileşmiş bir toplumu postkolonyal açıdan nasıl bir sürecin beklediğini en açık ifadelerle ortaya koymuştur. Romanda ele alınan toplum ve bireyin yaşadığı araf durumu Magavin tarafından tasvir edilir. Kısaca özne kendinden ödün vererek, yani bir bakıma yabancılaşarak yeni bir kimlik kazanmaya çalışmaktadır. Bizim açımızdan ise eserde işlenen konu koloni sonrası toplumların yaşadığı krizin ortak noktasını oluşturur. Sorun artık Orta Asya toplumları ve yazarlarının ele aldığı eserler üzerinden yeni bir inceleme sürecini gerekli kılmaktadır.Article Oxymoron in Postcolonial Kazakh Literature(Berghahn Journals, 2025-12-01) Kazhytay, Balnur; Orazbek, Maktagul; Toltay, Faizulla; Nurgaziyev, Tanat; Amangazykyzy, MoldirThe purpose of this study was to uncover the role and significance of the oxymoron in postcolonial literature. To fulfil the purpose of the study, a systematic approach to identify and classify oxymorons in texts was conducted. In addition, methods of literary analysis, analysing contextual factors and historical context, were used to contribute to the understanding of the meaning of the oxymoron in postcolonial literature. Oxymorons were found both at the level of titles of works and in the text itself. Not only do they convey the contradictory and unbalanced nature of the postcolonial experience, but they also help the authors to create deep and multifaceted characters. The study highlighted the specific features of oxymoron use in different postcolonial contexts and identified common thematic and stylistic features.Article Depresyon, Kaygı ve Obsesif-Kompulsif Belirtilerin Tetikleyicileri Olarak Mükemmeliyetçilik ve Belirsizliğe Tahammülsüzlük: Tanılar Üstü Yaklaşım Temelinde Yapısal Bir Model(2023) Kaçar-başaran, ServetMükemmeliyetçilik, belirsizliğe tahammülsüzlük ve ayrı ayrı psikopatoloji belirtileri arasındaki ilişkiler literatürde pek çok çalışmada incelenmiştir. Ancak, tanılar üstü faktörler olan mükemmeliyetçilik ve belirsizliğe tahammülsüzlük ile birden fazla psikopatoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışma azdır. Ayrıca mükemmeliyetçilik ölçümlerine yeni bir soluk getiren Büyük Üçlü Mükemmeliyetçilik Ölçeği (BÜMÖ) ile psikopatoloji belirtileri arasındaki ilişkiyi araştıran araştırmalar da nadirdir. Bu çalışma, üç büyük faktör ile kavramsallaştırılan mükemmeliyetçilik (öz-eleştirel, katı ve narsisistik mükemmeliyetçilik) ile kaygı, depresyon ve obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) belirtileri arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, belirsizliğe tahammülsüzlük aracılığıyla mükemmeliyetçiliğin kaygı, depresyon ve OKB belirtileri üzerindeki dolaylı etkisini incelemek amacıyla bir yapısal eşitlik modeli test edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 377 yetişkin (Yaş Ort: 25.29, SS: 7.81) katılımcı oluşturmuş ve katılımcılar ilgili ölçüm araçlarını tamamlamışlardır. Yapısal modelin sonuçları, mükemmeliyetçiliğin belirsizliğe tahammülsüzlük üzerinden depresyon, kaygı ve OKB belirtilerini istatistiksel olarak yordadığını göstermiştir. Mükemmeliyetçilik, belirsizliğe tahammülsüzlük ile pozitif olarak ilişkilidir ve bu da daha yüksek düzeyde depresyon, kaygı ve OKB belirtilerinin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktadır. Bu model, bu üç bozukluğun eş tanılanmasını anlamak için önemli çıkarımlar sunmaktadır.Book Review Biray, N. vd. (2024). Қазақ Тілі: Базалық Деңгей (А2): Түрк Тілді Аудиторияға Арналған Оқу(2025) Darmenova, GulvıraArticle A Cult Statue of Zeus Olympios from Olympos (Lycia)(Wiley, 2026-03-01) Durugonul, Serra; Oztaskin, Gokcen K.; Erdogan, H. Mert; Akcay, Aykan; Gurel, BetulIn the Lycian city of Olympos, 365 statue fragments were unearthed from the naos and pronaos of the Roman-period temple that had been incorporated into the city's episcopal complex. These fragments derive from statues that had been deliberately dismantled and subsequently gathered together. Three-dimensional modelling was employed to determine which fragments could be assigned to the statue handled here, after which the conventional sequence of 'identification, typology and dating' could be applied. Stylistic and iconographic parallels indicate that the Olympos head corresponds to representations of Zeus. The left hand holding a sceptre and the right hand holding a thunderbolt also point to the same deity. Comparison with related material, as well as inscriptions and coins of Olympos, lead to the conclusion that the fragments belong to the cult statue of Zeus Olympios, originally standing approximately at an impressive 3.5 m high.
